Doğadan size gelen

Hadi bakalım Demet Akalın

This is default featured slide 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

verdi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
verdi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2012 Cuma

Tarkan verdiği sözü tuttu





Tarkan verdiği sözü tuttu

Megastar Tarkan, önceki gün Fanta Gençlik Festivali kapsamında Trabzon'da konser verdi. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde gerçekleşen konserde Emre Aydın'dan sonra sahneye çıkan Tarkan, Trabzonlular'a "Size verdiğim sözü tuttum" diye seslendi. Geçen yıl aynı organizasyonla Trabzon'a gelen ama Diyarbakır'da meydana gelen terör saldırısı nedeniyle sahneden erken inen ünlü sanatçı, önceki gün şöyle konuştu: "Geçen sene konserimizi yapamamıştık. Ben sözümü tuttum ve yeniden beraberiz."






sabah.com.tr

6 Haziran 2012 Çarşamba

Ünlü yıldız zor durumda




Lindsay Lohan zor durumda

Elizabeth Taylor'un yaşamını konu alan filmde ünlü sanatçıyı canlandıran Lindsay Lohan etkili oyunuyla göz dolduruyor


Başrollerini Grant Bowler ile paylaşan genç yıldız  Elizabeth Taylor ve Richard Burton'un fırtınalı aşkınım konu alan sahnede zor anlar yaşadı. Giydiği elbisenin azizliğine uğrayan sanatçı kavga sahnesinde göğüsleri açıldı.






milliyet.com.tr

27 Mayıs 2012 Pazar

Sıla gönlünü gitaristine mi verdi?



Gönlünü gitaristine verdi

Güzel şarkıcı Sıla ile gitarist sevgilisi; Taksim'de gezerken TNT'deki 'Gizli Saklı' kamerasına yakalandı.

Uzun süredir gizli bir sevgilisi olduğu konuşulan Sıla'nın gönlünü kaptırdığı isim ortaya çıktı. Güzel şarkıcı; önceki akşam gitarist Cudi Genç ile Taksim'deydi. Çift, Beyoğlu sokaklarını sarmaş dolaş gezdi.

Meraklı bakışlara aldırmadan samimi bir şekilde sevgilisiyle dolaşan Sıla, kendisini görünteleyen gazetecileri fark edince panikledi. Şarkıcı, 'aşk' sorularını yanıtlamadı.





takvim.com.tr

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Fazıl Say ifade verdi.



Say’dan ‘twitter’ ifadesi

Ünlü piyanist Fazıl Say, twitter’dan attığı mesajlar nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Çağlayan’daki İstanbul adliyesinde ifade verdi.

“Dini değerleri aşağılamak ve hakaret etmek” suçlamasını reddeden Say’ın, ifadesinde, insanlar ve toplum için gece gündüz çalıştığını belirterek “Dini değerleri istismar edenleri kınadım. Dini değerleri aşağılamak suçunu kabul etmiyorum” dediği öğrenildi. Say’ın avukatı olan Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu da, yaklaşık 1000 yıl önce yaşayan Hayyam’ın sözlerinin suç duyurusuna konu yapılmasını doğru bulmadığını, müvekkilinin AİHM ve AİHS uyarınca düşünce özgürlüğünü kullandığını ve soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandırılması gerektiğini belirtti.

Say, 6 Nisan’da twitter hesabında, Hayyam’ın “Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her müminine 2 huri vereceğim diyorsun, cenneti ala kerhane midir?” dizelerini paylaşmış, bu paylaşımın ardından, aralarında Ak Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın da olduğu çok sayıda twitter kullanıcısı Say’a ağır tepki göstermişti. Dava açılırsa Say 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.


Milliyet

11 Mayıs 2012 Cuma

İvana Sert Mahkemede İfade Verdi.





Eşimin sevişme görüntüleri bana hiç gelmedi


İkoncan lakaplı tasarımcı Ivana Sert, boşanma aşamasında olduğu 8 yıllık eşi Yurdal Sert’in açtığı şantaj davasında tanıklık yaptı.

Yurdal Sert, geçen ağustos ayında eşi Ivana Sert’in ortağı Hatem Yavuz ile başka bir kadınla sevişme görüntülerini çektiklerini ve kendisine şantaj yapmaya hazırlandıklarını iddia ederek dava açmıştı. Yurdal Sert ayrıca boşanma dilekçesinde Hatem Yavuz’un evinde beraber olduğu kadınla çektiği görüntülerin bir kaydını da Ivana Sert’e verdiğini, bu görüntüleri eşinin makyaj çantasında bulduğunu öne sürmüştü.
Hatem Yavuz’un avukatı Fatih Volkan, Yurdal Sert’in açtığı dava kapsamında Ivana Sert’in tanıklık yapmasını önerdi. Bir önceki duruşmaya katılmayan Ivana Sert, hakkında zorla getirilme kararı çıkarıldığı için dün sabah Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada hazır bulundu.

‘Görseydim boşanırdım’

Sabah 10.00’da görülen duruşma öncesi adliyeye gelen Hatem Yavuz, Yurdal Sert ve Ivana Sert mahkeme koridorlarında yan yana gelmemek için büyük çaba harcadı.
Ivana Sert, duruşma sırasında Hatem Yavuz’un eşinin sevişme görüntülerinin bulunduğu flash belleği kendisine verdiği iddiasını yalanladı. Ivana Sert, Hatem Yavuz ile arasında geçen mail ve mesajlaşma trafiğinde elinde görüntü olduğundan bahsettiği hatırlatıldığında ise, “Sanık tarafından bana verilmiş bir görüntü yoktur. Zaten bana görüntü verilmiş olsaydı, hemen boşanma davası açardım” şeklinde ifade verdi.  Duruşma sonunda hâkim, görüntü içeriğine dair Adli Tıp’tan rapor tanzim edilmesi isteminde bulunarak duruşmayı erteledi.


Milliyet

8 Mayıs 2012 Salı

Deniz Akkaya Unspoken'e sıradışı pozlar verdi.



Moda dergisi Unspoken Mag.’in Mayıs sayısının kapak konuğu ünlü top model Deniz Akkaya oldu.


Henüz yepyeni ve sadece internet üzerinde yayınlanan bir moda dergisi olan Unspoken Mag.’in Mayıs sayısının kapak konuğu ünlü top model Deniz Akkaya oldu. ‘Ben buradayım!’ dediği ilk günden beri herkesin dikkatini üzerine çeken ve kendisine hayranlıkla baktıran Deniz Akkaya, yeni ve genç bir ekibin oluşturduğu Unspoken dergisindeki röportajında hem iç görünüşünü tüm samimiyetiyle dile getirdi hem de hiç kaybetmediği tam tersine günden güne daha da fazla büyüleyen güzelliğiyle moda çekiminde yer aldı.

Asi ve son derece seksi bir rock kadını konseptinde yapılan çekimlerde stylist olarak Umut Eker yer aldı. Fotoğraflayan ise yine günümüzün en başarılı ve orijinal işlerini çıkaran Mehmet Turgut oldu.

Yıllardır içinde bulunduğu, ışıkla ve şöhretle donanan dünyayı ince ve anlamlı bir şekilde eleştiren Deniz Akkaya, yaptığı işi hayatın gerçekliğinin dışında bir iş olarak gördüğünü söyledi. Bu dünyadan iş yaptığı süre dışında uzak kaldığını belirterek “Beni tokatlayıp gerçeğe döndürecek kişileri etrafımda tutuyorum!” dedi.

“Moda beni değil, ben onu yönlendiririm!”

‘Ne giyse yakışır’ dediğimiz kadınlardan olan Deniz Akkaya’yı kadınların çoğunun örnek alarak, bir moda akımına ayak uydurmaya çalıştıklarını söylememek imkansız olur. Tam da bu noktada Akkaya Unspoken’a verdiği röportajında modayı kapitalist sistemin bir parçası olarak gördüğünü belirtiyor. “Moda beni değil, ben onu yönlendiririm!” diyor.

Çok güzel bir kadın oluşunun yanısıra zekası ve hayata bakışını dile getirişindeki bilge yorumlar da röportajda en dikkat çeken bölümler oluyor. Deniz Akkaya, hayatta yaşanılan herşeyin ders veren nitelikte olduğunu, bunu belli bir yaştan sonra farkedebildiğimizi ve yaşayarak edinilen kusurların çok değerli olduğunun altını çiziyor.

“Uğurkan Erez, ‘bir kişi top model olamayacak’ diyerek beni göstermişti”

Katıldığı Elit yarışmasında yirmi kişi arasından Uğurkan Erez’in bir tek kendisini göstererek ‘bir tek o top model olamayacak’ demesi ile ilgili anısını anlatırken sonrasında yakaladığı başarı ile aslında cesareti ve gözü karalığının varlığını da bir kez daha kanıtlamış oluyor.

Şu an Beyaz Tv’de İşte Sağlık İşte Neşe programı’nı hazırlayıp sunan Deniz Akkaya’yı ilerdeki günlerde başka bir TV kanalında da izleyebileceğiz. 









.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Galatasaray Taraftarı yürüyüş yapmaya karar verdi.



G.Saray taraftarı protesto yürüyüşü yapıyor

TFF'nin açıklamalarına en yoğun tepki Galatasaray Camiası'ndan geliyor. G.Saray Yönetimi'nin TFF'ye yaptığı çağrının yanısıra, sarı kırmızılı taraftarlar da çarşamba günü TFF'yi protesto yürüyüşü düzenleyecek.

Sarı kırmızılı taraftarlar çarşamba günü Galatasaray Lisesi'nin önünde toplanıp, Taksim Atatürk Anıtı'na kadar protesto yürüyüşü yapacak. G.Saray'ın ünlü taraftar grubu Ultraslan'ın organizasyonunda düzenlenecek yürüyüşe en az 10 bin kişinin katılması hedefleniyor.


Fenerbahçeliler de harekete geçti

Galatasaray taraftar grubunun çarşamba günü Taksim'de yürüyüş yapma kararı alması üzerine Fenerbahçe taraftarları da harekete geçti.

Fenerbahçe taraftar oluşumu 12 Numara, bu açıklamaya sert bir tepki verdi ve Taksim'de bir yürüyüşün olması durumunda sarı lacivertli taraftarların da bunu engellemek için orada olacağını açıkladı.





Milliyet

27 Nisan 2012 Cuma

Takipçi'den Demet'e seneye kiminle evleneceksin cevap.....



"Ebenle evleneceğim"



Okan Kurt'la nikâh masasına oturan Demet Akalın, iki gündür Twitter'da ti'ye alınıyor. Twitter'da "Seneye kiminle evleneceksin?" diye soran takipçisine sinirlenen Akalın, ilginç bir yanıt verdi.


Düğününün tüm ayrıntılarını Twitter'da paylaşan Akalın'a dün bir kullanıcı, "Seneye kiminle evleneceksin?" diye sordu. Çok sinirlenen ünlü şarkıcı, mesajı atan kişiye, "Ebenle" diye cevap verdi.

İşin daha ilginç yanı ise sosyal medyada yapılan yorumlarda yapabilir diye yorumlar yapıldı.

21 Nisan 2012 Cumartesi

KENAN İMİRZALIOĞLU UZUN SÜRE SONRA KONUŞTU BÖLÜM1





Ekranda reyting rekorları kıran ‘Ezel’ dizisinin ardından dinlenmek isteyen Kenan İmirzalıoğlu, reklam ve film işine ağırlık verdi. Osman Sınav imzalı ‘Uzun Hikaye’nin çekimleri dışında; Kip markasının yüzü olan oyuncu, uzun aradan sonra ilk kez GÜNAYDIN’a konuştu. Hem bir giyim markasıyla neden çalıştığını anlattı, hem sektöre bakışını…


İki sezon boyunca her pazartesi seni ekranda görmeye alıştık, özlettin kendini. Sende durum ne, ‘böyle iyiyim’ mi diyorsun?

Ben zaten iki sezonluk her çalışmanın arkasından böyle bir ara veriyorum. ‘Deli Yürek’ten sonra da ara verdim, ‘Alacakaranlık’tan sonra da, ‘Acı Hayat’tan sonra da. ‘Ezel’den sonra da öyle oldu.
 Yani ‘yüzümü dinlendireyim, Ezel’i unutturayım’ gibi bilinçli değil, gayet insani bir ihtiyaç mıydı seninki?İnsanlara iki yıl boyunca bir şeyler izlettiriyorsunuz, ondan sonra hemen koştur koştur yeni işe başlayıp ‘hadi şimdi buna inanın’ demek bana doğru gelmiyor açıkçası. Oradan kazanacağım para da beni pek cezbetmiyor. Yapanları yargılamıyorum ama ben böyle düşünüyorum.
CEP HEDE SAVAŞIYORSUN! 
 Bir şeyleri kaçırmış, sektörün uzağında kalmışsın gibi hissettirmiyor mu bu ara vermeler peki?Hiç öyle hissetmiyorum. Bu aralar çok iyi geliyor çünkü 90 dakika cenderesi hakikaten çok ağır. Dizi devam ederken özel hayatımıza, kendimizle ilgilenmeye vakit bulamıyoruz. Tekrar bir dizi projesiyle ekrana döneceğim zaman; tamam ‘inşallah iyi gider, herkesi heyecanlandırır’ diye düşünmenin yanı sıra, her hafta o 90 dakika gözümde büyümüyor da değil. Bunun daha insani koşullarda yapılması gerek artık. Hem işimi yapayım, hem hayata karışayım diyemiyorsun. Hayat geçmiş gitmiş oluyor.
 Bir dizide oynamanın maddi manevi kazandırdıkları kadar, kaybettirdikleri de var. İki sezon bir dizide oynarken neleri kaçırıyorsun?Cephede savaşıyorsun resmen! Sinema sektöründesin ama sinemaya bile gidemiyorsun, kitap okuyamıyorsun, tiyatro oyunu izleyemiyorsun. Setin gece bitmiş diyelim, sabah yine erkenden sette olman gerekiyor fakat sabah vücudun kalkmak istemiyor yataktan çünkü yorgunsun! Bir de ertesi günün sahnelerine çalışman gerek. Üstelik Ezel gibi bir karakteri oynuyorsan, düşün! ‘Yalan Dünya’ gibi olsa biz de eğleniriz fakat ağır dramatik olaylar var, büyük sahneler var, oyun içinde oyun var. Role inandırmak gibi bir derdin varsa bunları içselleştirmen gerek, önce senin inanman gerek. Bütün bunların içinden uyuduğun saati de çıkarırsan, Ezel karakteri aslında iki yıl boyunca Kenan’dan daha fazla yaşamış oluyor, en büyük kaybım bu işte.
 Hayat kaçtıktan sonra parayı ne yapayım diyorsun…Kesinlikle! Yaş ilerledikçe bunların daha çok farkına varıyorsun.
 Yaş ilerledikçe derken?37′yiz artık. Yolun yarısını devirince, daha bir farkına varıyorsun, değerlerin değişiyor.
ŞENER ŞEN’E BAKIN… 
 Ancak maddi anlamda doyunca ‘değer mi’ diye düşünmeye başlıyor insan, değil mi?İşin doğal süreci bu… İlk başta hiçbir şeyin yok ama enerjin var, maddi manevi açlığın var, hırsın var. Ayrıca ilk başladığımızda 90 dakika değildi bu işler… İlk başlarda sorgulamadan yapıyorduk belki de, sadece yapıyorduk… Fakat şimdi hakkıyla yapmamız lazım çünkü işlerimiz yurt dışına da satılıyor. Bunların kalitesinin yükselmesi için de tek ihtiyacımız olan zamanı kısaltmamız, ki oyuncular kendileriyle ilgilensin, kendini geliştirsin, hata yapmasın.
 Peki 37 yaşına gelip, jön klasmanından yavaş yavaş uzaklaşıyor olmak nasıl hissettiriyor?Hiç “Ben jönüm” diye çıkmadım ortaya, ben oyuncuyum! Böyle baktığında da, oyunculuk macerası devam eden bir iş, futbolculuk gibi değil. İşte Şener Şen… 70 yaşında, halen çok kıymetli bir oyuncu, halen herkes projesinde onun olmasını ister.
PARA KONUŞULUNCA BEREKETİ KAÇAR
 Yeni sezon için anlaşmayı yapmışsın bile. İzleyicileri neler bekliyor? Erken daha…
 Halihazırda bir senaryo var mı? Üzerinde konuştuğumuz bir proje var ama daha olgunlaşma aşamasında.
 Yeni sezondaki projen için 4 milyon dolarlık rakam telaffuz ediliyor; doğru mu diye soracağım ama… Biraz abartılı bir rakam. Bu işlerin ekonomisinin konuşulmasını doğru bulmuyorum, bereketi kaçar. (Gülüyor)
‘EZEL’İ UNUTTURMAK GİBİ BİR DERDİM YOK
‘Ezel’ sende nasıl bir iz bıraktı? Öyle etkili ve sıra dışı bir projeydi ki, o karakterden sıyrılıp kurtulmak mümkün oldu mu? 
Rolden sıyrıldık, artık geride kaldı o iş ama keyfi geride kalmış değil. Hâlâ ‘Ezel’i yapmanın gururunu ve keyfini yaşıyorum. Çünkü ‘Ezel’, kurgusuyla, rejisiyle, çekimiyle, kadrosuyla Türk televizyon sektörü için çok özel, çok önemli bir işti; çok özel bir takım kurulmuştu. İçinde olmasam da söylerdim bunu; çıtayı yükseltti o dizi. Onun rüzgarıyla da çok iyi işler yapılıyor.
KIYASLANMA KADERİM OLDU Sokaktaki insanlara unutturabilecek misin o karakteri?İnsanlara unutturmak gibi bir derdim yok, unutmasınlar zaten. (gülüyor)
 Yeni sezonda başka bir rol oynayacaksın; ya ‘Ezel’den izler ararlarsa, ‘Ezel’le karşılaştırırlarsa? 
İnsanlar muhakkak karşılaştıracak, öncekiyle kıyaslayacak… Hele de bizim toplumda karşılaştırmadan bir şeyin değerini belirlemek mümkün değil! Oysa ortada bir değer varsa karşılaştırma yapmadan o değerin adını koyalım. Zaten bu durum benim kaderim oldu, ‘Deli Yürek’ten beri hep sorulur: “Miroğlu ‘Deli Yürek’te çok dominanttı, onu unutturabilecek misin?” Bir sonraki yaptığın işte inandırıcı olursan, hikayen güçlüyse tabii ki unutturursun, ki bak şimdi ‘Ezel’i konuşuyoruz…
BIYIK İŞİ ZOR! Başka bir iş yapsaydın, yine bu kadar başarılı olur muydun?Olurdum. Neticede sevdiğim bir işi yapardım; sevince de yaparım.
 Boş zamanlarında ne yaparsın?Müzik dinlerim, spor yaparım, çiçeklerime bakarım.
 Çiçekler?İki bonzaim, bir gardenyam var. Bir yıldır çiçek almaya çalışıyorum ondan, hâlâ alamadım. Bir de annemin çeyiz çaydanlığının içinde yetiştirdiğim pembe menekşem var. Toprak çocuğuyum ben, köyde doğdum.
 Bıyığa alıştın mı?Pek konforlu bir durum değil açıkçası, zor. Rol icabı bıraktım.
 Sürekli elin gidiyor, buruyorsun…Gıdıklıyor çünkü!
GAZABI OLAN ÜÇ ŞEY: SERVET, ŞÖHRET VE ŞEHVET
 Şöhretle kafayı yememeyi, kendini kaybetmemeyi nasıl başarıyorsun?Şöhretli insanlar gazabı olan üç şeye sahiptir; servet, şöhret, şehvet. Bu üç tehlike hemen burnumuzun dibinde. Bunları dengede götürmek kolay değil. Bunun için, kendini Kaf dağının tepesine koymayacaksın, ‘işimi yapıyorum’ diye bakacaksın. Öbür türlüsü kolay taşınacak bir yük değil. Yaşadığım topraklar, inançlarım ve ailem beni korudu. Bedenimin aldığı iltifatlara kanıp ruhumu ihmal etmemeye çalışıyorum ben.
 Normal insanlar gibi yaşayamamak peki, ‘değer mi’ sorusunu sordurtuyor mu zaman zaman?
Elbette. Mesela daha önce yurt dışına kaçtığım zaman rahat ediyordum, şimdi o da kalmadı. Avustralya’ya gittim, plajda insanlarla çektirdiğim fotoğraflar ben gelmeden internete düştü, şaka gibi! Burada da “Kenan, kız arkadaşından ayrıldı; orada gününü gün ediyor’ diye yazdılar. Bence kimse Hollywood’da ünlü olmaya çalışmasın, kaçacak yer kalmayacak! (Gülüyor)
 Acıklı buluyor musun halini?Öyle hissediyorsan başka bir yol seçmelisin. Eğrisi doğrusuna denk geliyor; şöhret hayatı zorlaştırırken bir taraftan öyle içten sarılıp dua ediyorlar ki, kötü şeyler siliniyor. Yazık olacak bir durum yok.
DAHA OYNAYACAK BİR SÜRÜ DELİKANLI ROLÜ VAR
 Kıvanç Tatlıtuğ’la karşılaştırılmak rahatsız ediyor mu?
Bu yeni değil ki, bu işe başladığım günden beri hep birileriyle karşılaştırıldım. Hâlâ birileriyle karşılaştırılıyorsam, bu bir başarıdır.
 Kıvanç Tatlıtuğ’un gelişimini nasıl buluyorsun?Takdirle izliyorum. İşine emek veriyor ve karşılığını alıyor, seyirciler de bunu görüyor. Konuşuyoruz da… Beğendiğim bir sahnesi olduğunda arayıp tebrik ediyorum. Çok etkileyici bir yolculukta bence.
 ‘Tek tip rol’ün adamı eleştirilerine ne diyorsun?Ciddiye almıyorum.
 ’Delikanlı rollerin’ adamı olmaktan sıkılmadın mı? Böyle bir yakıştırmayı kabul etmiyorum çünkü daha oynanacak bir sürü delikanlı rolü var! Yan yana getirin koyun Miroğlu, ‘Yazı Tura’daki Hayalet Cevher, ‘Yandım Ali’deki Ali, Devran, Ezel… Bunların hepsi aynı adam mı?
 Hepsi de maço ve sert abiler aslında … Benden nasıl bir tip çıkarmayı bekliyorsunuz? (gülüyor)
 Reyting garantili oyuncu olmak nasıl bir his?
‘Reyting garanti’ mevzuuna çok katılmıyorum açıkçası, esas olan hikayedir. Ben her zaman şunu iddia ettim: Bir elin parmağı kadar üst lig oyuncusu lokomotifi götürür fakat raylar olmazsa lokomotif hiçbir yere gidemez. Raylar da bu işin senaryosu, hikayesidir.
“DERVİŞİ DE, SARHOŞU DA OYNARSIN BUNDAN SONRA”
 Hep ayakları yere sağlam basan biri mi oldun, bizim bilmediğimiz aşırılıkların, çılgınlıkların var mıdır?Genel olarak yoktur ama denemelerim oldu (gülüyor)
 Mesela?
Yani daha rahat davrandığım zamanlar oldu ama ertesi gün de pişman oldum. “Kenan sen bu değilsin, hiç zorlama oraları” dedim. Çünkü köyde bile, Mustafa’nın oğlu olarak asla küfür etmedim. Aslında oyuncunun özgür olması, yırtık olabilmesi lazım fakat hayat yolculuğunda oralarda hiç gezinmediyseniz, zorlanıyorsunuz. Mesela ‘Deli Yürek’te romantik bir sahne vardı, partnerimin saçını okşayacağım… Kızın saçını yolmuştum! O utangaçlıktan olamadı.
 Öpüşmedir, sevişmedir… Böyle sahnelerde peki?
Başlarda zorlanıyordum…
 Anne-babadan tepki?
Onu biz ‘Yazı Tura’da yaşadık… ‘Yazı Tura’nın galasına gelmişti bizimkiler, gidip amcamı uyarmıştım çünkü sevişme sahneleri var, kokain çekiyorum, acayip hareketler falan… Amcam da babama gidip “Abi film biraz karışıkmış, istersen gidelim” deyince, babam “Madem izlemeyecektik niye geldik!” diyor. Filmi izledik, ışıklar yandı, arkaya dönüp baktım: Bizimkiler el ele tutuşmuş, ‘yazık bu çocuklara’ diye ağlıyorlar. Yani bir RT ÜK kafasıyla bakmıyorlar. Zaten anneme anlatmıştım önceden hikayeyi, o da “Oğlum artık bu senin mesleğin, bu saatten sonra sarhoşu da oynarsın, dervişi de oynarsın” demişti.
JÖN DEĞİL OYUNCU OLMAK İSTEDİM
 Şu an çekimleri süren ‘Uzun Hikaye’de nasıl bir Kenan İmirzalıoğlu var?Buradaki adam Bulgaristan göçmeni… Şehir karmaşasında sahip olup da farkına varmadığımız, unuttuğumuz değerlere inanan, bütün fakirliği içerisinde küçücük şeylerle mutlu olan ve bunlarla etrafını da mutlu edebilen bir adam. Filmde de onun, karısı ve çocuklarıyla verdiği hayat mücadelesi anlatılıyor.