nedir nerededir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nedir nerededir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mayıs 2012 Çarşamba
15 Mayıs 2012 Salı
Kuşum Aydın evleniyor!!
Kuşum Aydın evleniyor!
Sahne dünyasının ünlü ismi Kuşum Aydın'a büyük rağbet! Cahide'de yaptığı sahne şovu büyük ilgi gören ve bir hafta uzatılan şarkıcı, her türlü çılgınlığı yapabileceğini söyledi ve ekledi: "Sahnede evlenirsem şaşırmayın."
Takvim
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Seda Önder Alişan Ayrılığının sebebi belli oldu.
Ayrılığın sebebi belli oldu!
Seda Önder, Alişan'la ilişkisinin neden bittiğini anlattı!
Alişan'la yaşadığı ilişkiyle kendisinden söz ettiren Seda Önder, sonunda "Şaheser" isimli albümünü çıkardı. Eftelya Balıkçısı'nda yaptığı lansmanla albümünü tanıtan Önder'e Alişan'la neden ayrıldığı soruldu.
Albümü için, "İnanılmaz heyecanlıyım. Hayalini kurduğum her şeyi gerçekleştirdim. Müzik yapmak istiyorsanız kimseyi dinlemeyin, yapın" dedi.
Bugün çıktığı bir televizyon programında da Alişan ve Demet Akalın'ın kendisinin önünü kestiği iddiaları sorulunca Önder, "Hiçbiriyle görüşmüyorum. Ortak arkadaşlarımız var. Kulağıma gelen şeyler onların benim önümü kesmeleri yönünde" şeklinde konuştu.
Önder ayrılığın sebebini de anlattı. "Bu konuda çok fazla konuşmak istemiyorum" diyen Önder, "Çok şaçma sapan bir sebep bizi ayırdı. Maç yüzünden bitmesi saçma oldu. . Ben koyu bir Galatasaray taraftarıyım ve arkadaşlarımla maça gittim. Maçtan bir saat önce 'Gitme, seni herkes tanıyor' dedi. Ben de gittim. Bu sorun oldu. Maça gittim ve sorun çıktı. Şimdi önümü daha rahat görebiliyorum" diye konuştu.
Habertürk
8 Mayıs 2012 Salı
Ayça Bingöl rest çekti.
Ayça Bingöl'den yapımcıya büyük rest
Set ortamındaki çalışma koşullarından muzdarip olan ünlü oyuncu dizinin yapımcısına resti çekti.
İsteklerini bir liste haline getiren sanatçı, çekim programının is programına göre ayarlanmasını istediğini belirtirken, kendine özel araç talep etti.
'Öyle Bir Geçer Zaman ki' dizisinde 'Cemile' karakteriyle yıldızı parlayan Ayça Bingöl, setteki olumsuz koşullara daha fazla tepkisiz kalamadı. En son 3. Antalya televizyon ödüllerinde 'En İyi Drama Kadın Oyuncu ödülünü ikinci kez alan Bingöl, başarısının meyvelerini yemek için yapımcılara resti çekti. Oyuncu, dizinin yapımcı şirketine 4 madden oluşan özel istek listesi hazırladı.
Geçen kış kötü hava şartlarında soğukta titreyerek rolüne hazırlanan Bingöl'ün yeni sezonda aynı şartlarda oynamayacağını söylediği iddia edilirken, set arasında dinleneceği bir odanın bile olmamasından yakındığı öğrenildi.
İnsanlarda hiç saygı kalmadı
Diziyle gelen şöhretin zorluklarını da yaşamaya başlayan Bingöl, SPA merkezinde dolaşırken, kendisini çeviren hayranını azarlamak zorunda kaldığı belirtildi. Oyuncunun yaşanan bu olay üzerine, "İnsanlarda utanma, saygı kalmadı. Herkesin elinde fotoğraf çekme özelliği olan telefon hiç müsait misiniz diye sormadan her yerde yanıma gelip fotoğrafını çekebiliyor. Odamın kapısını kapatmasam odama kadar girecekti" dediğini öğrenildi.
Bingöl acısını çıkardı
Haftalık 35 bin TL alan Bingöl’ün öncelik verdiği 4 maddelik liste şöyle:
Özel bir oda ve içinde bir çekyat, ısıtıcı, buzdolabı ve bitki çayları olacak
Özel bir araç tahsis edilecek.
Diyet listesine uygun özel yemek hazırlanacak.
Set programı iş programına göre ayarlanacak.
Bugün
Bana Buğra'yı sormayın...
Bana Buğra'yı sormayın
Aynı akşam Nakıp Ali Onur Ödülü Töreni’nde sunucu olarak karşımıza çıktı. Gaziantep’teki yoğun günün ardından soluğu Şanlıurfa’da alan ve Göbeklitepe ile Balıklıgöl’ü gezen ünlü oyuncu, tura kısa bir mola verip sorularımızı yanıtladı.
Gaziantep’e daha önce gelmiş miydiniz?
Bu dördüncü gelişim. İki kere Ferzan Özpetek filmlerinin galası için bir kere de Sadri Alışık Tiyatrosu’nun “Güllü” oyunu için geldim. Dördüncü kez gezemeden dönüyorum.
Şanlıurfa’yı gezme fırsatınız oldu ama...
Benim için sürpriz oldu. Göbeklitepe ve Balıklıgöl’ü içeren hızlı bir Urfa turu yaptık.
Hülya Koçyiğit’le söyleşi yaptınız. Röportaj konusunda da çok iyiydiniz...
Teşekkür ederim. Önümde sorular vardı tabii ama doğaçlama yapabilme ve durum kotarabilme yeteneğim var. Ayrıca Hülya Hanım’ı seviyorum ve Türkiye’deki sinema sektörünün durumunu kestirebiliyorum. Hülya Hanım duygulandı, ben de duygulandım. Onunla o anı paylaşmak çok önemliydi.
Söylediğine göre kamera arkasına geçecek. Bu kez yönetmen koltuğunda olacak ve sizi de oyuncu olarak görmek istiyor...
Evet, yönetmen olma konusundaki fikirlerini ilk kez bizimle paylaştı. Umarım birlikte çalışırız. O kadar iyi işler yapmak ve 50 yıl sonra yine aynı şekilde aynı işi yapıp aynı sevgiyi görüyor olabilmek müthiş bir şey. Ego patlaması yaşayan bazılarının yanında insan Türkan Şoray, Ediz Hun, Hülya Koçyiğit gibi sanatçılara kat kat hayran oluyor. Boşuna yıldız değiller.
Artık yıldızlar yok mu sizce?
Türk sinemasında artık star yok. “Şu yıldızın yeni filmi var, gidip görelim” gibi bir anlayışa sahip değiliz artık. Bunun en büyük sebebi de televizyon. Seyirci sinemaya oyunculara göre değil, ekol ve tarzlara göre gidiyor.
Trt Türk’te yayınlanan “Bi Dünya Tasarım”ı sunuyorsunuz. Program önümüzdeki sezon da olacak mı?
Büyük ihtimalle devam edecek.
Yeni sezonda diziniz olacak mı?
Temmuz gibi büyük ihtimalle bir sinema filmi olacak.
Twitter’a şehir dışında dizi yapmak istediğinizi yazmışsınız. Uzaklaşmak için mi, biraz işe konsantre olmak için mi istiyorsunuz?
O an hissettiğim, belki de bir diziyi görüp yazdığım bir şeydi bu. Artık yazdığım duyguyu bile açıklamak zorunda kalıyorum. Ben Twitter’ı anlık günlük gibi görüyorum. “Ona laf edeyim, buna bir şey söyleyeyim” gibi bir ruh hali içinde değilim. Haberlere bakayım, haberler vereyim diye oradayım. İnsanların yorumları çok saçma.
Buğra Gülsoy ile boşanacağınız yönünde haberler çıkıyor...
Bence sorma. Yorum yapmam.
HÜLYA KOÇYİĞİT: BURCU MUTLU OLSUN
Gaziantep’teki söyleşide Burcu Kara, Hülya Koçyiğit’e “Bu kadar işin içinde nasıl evlendiniz?” sorusunu yöneltti. Koçyiğit, şöyle yanıtladı: “Annem bana göz açtırmazdı. ‘İnşallah evlenirim de kurtulurum’ derdim. Selim Soydan evlenme teklif etti. ‘Ben hazır değilim, ayrıca seni sevmiyorum’ dediğimde ‘Ben kendimi sana sevdiririm’ dedi ve evlendik. O evlilik benim için bir şans oldu. Umarım sen de çok mutlu olursun, seni kızım gibi seviyorum ve mutlu olmanı istiyorum.
Hürriyet/Kelebek
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Etik Kurulundan gelen açıklama akılları karıştırdı. Etik kurul ETİKMİ?
Ve Etik Kurulu'ndan açıklama!
Etik Kurulu'ndan açıklama: "Sayın Demirören'in açıklamalarında raporumuza aykırı bir husus bulunmamaktadır"
TFF'nin resmi internet sitesinden yapılan açıklama şöyle:
"Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'nın 19.03.2012 tarihli sevk talebi çerçevesinde, İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/63 E. Sayılı dosyasında görülen şike ve teşvik primi davası ile ilgili olarak, soruşturmada adı geçen gerçek kişilerin eylemleri değerlendirilmiş ve raporumuz 26.04.2012 tarihinde TFF Başkanlığı'na sunulmuştur.
Bir mütalaa niteliğindeki rapor TFF Başkanlığı'na verildikten sonra, yazılı ve görsel medyada içerik konusunda çeşitli tahmin ve görüşler yer almıştır. Öte yandan gerçekle hiç ilgisi olmayan bir şekilde, hazırlık sürecinde TFF Etik Kurulu'na, TFF yetkililerince raporun içeriği konusunda yönlendirme yapıldığı iddialarında bulunulmuştur. Açıkça belirtmek gerekir ki, ne konuya ilişkin hazırlamış olduğumuz ilk rapor sürecinde bir önceki TFF yetkililerinin, ne de nihai raporun hazırlanması aşamasında mevcut TFF yetkililerinin rapor içeriğiyle ilgili herhangi bir talep, tavsiye, talimat, müdahale veya dayatması söz konusu olmuştur. Kurulumuz özgür iradesi, vicdani ve akli kanaatiyle mevcut dosyada bulunan belge ve savunmalar çerçevesinde raporunu hazırlamıştır.
Raporun içeriğiyle ilgili olarak, daha önceki basın açıklamasında da belirttiğimiz üzere; Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, "şike", "şike teşebbüsü", "teşvik primi" veya "teşvik primine teşebbüs" şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate varmıştır. Bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise "kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı" şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında "şüpheli" olarak belirtilmelerine rağmen, "somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı" yönünde kanaat oluşturmuştur.
Rapor, TFF Yönetim Kurulu'na hitaben hazırlanan bir mütalaa niteliği taşıdığından, içerik bakımından tamamen bir "delillerin değerlendirilmesi" faaliyetlerinden ibaret olmuştur. Delillerin değerlendirilmesinde, somut vakıa iddiasının doğru olma olasılığı konusunda, objektif, makul insan zekası ve vicdanında uyanan kanaat ölçüsü esas alınmıştır. Vicdani kanaat, asla keyfiliğe dönüştürülmemiş, raporun tümü, Kurulumuzca müzakere edilerek yazılmıştır.
Yazılı ve görsel basında, TFF Etik Kurulu üyeleri ve başkanı hakkında çıkan dolaylı haber ve iddiaların tamamı gerçek dışıdır. TFF Etik Kurulu Başkanı'nın, TFF Yönetimi'nden raporun açıklanması talebi veya istifa tehdidi şeklinde hiçbir beyanı olmamıştır. TFF Başkanı Sayın Yıldırım Demirören tarafından yapılan basın açıklamasında, raporumuza aykırı hiç bir husus bulunmamaktadır.
Ayrıca hiçbir Etik Kurulu üyesi, basına raporun içeriği hakkında açıklama yapmamıştır ve bu aşamada yapmayacaktır. Zira hazırlanmış olan rapor, TFF Yönetim Kurulu'nun tasarrufuna tevdi edilmiştir ve bu rapor Yönetim Kurulu ya da disiplin soruşturması sonucunda karar verecek olan TFF yargı kurulları tarafından açıklanana kadar, Kurulumuzca hiçbir şekilde gündeme taşınmayacaktır. Aksi davranış, hukukçu sıfatımız ve etik anlayışımızla bağdaşmaz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Federasyon'da değişmeyen tek kurul olan Etik Kurulunun iki raporunun arasındaki bu fark Etik Kurul Etikmi? sorusunun sosyal medyada patlamasına sebep oldu.
.
Hamilelik Hediyesi
Hamilelik hediyesi
Yaklaşık 4.5 aylık hamile olan Ebru Destan İnan, eşinin doğum hediyesi olarak aldığı 90 bin euroluk cipiyle ilk kez görüntülendi.
Şimdilerde ilk bebeğine yaklaşık 4.5 aylık hamile olan Ebru Destan İnan, önceki gün yakın arkadaşı Özge Ulusoy ile Bebek'te objektiflere takıldı. İki güzel, saatler boyu bir kafede bol bol sohbet etti.
Geçtiğimiz yaz Mete İnan'la evlenen Ebru Destan, Bebek'i eşinin kendisine doğum hediyesi olarak aldığı 90 bin euro'luk Nissan İnfiniti marka lüks cipiyle terk etti. Destan'ın keyfine diyecek yoktu.
Takvim
Özge Ulusoy
Mesleği: Oyuncu - Manken
Doğum Yeri: Ankara
Doğum Tarihi: 28-Ekim-1982
Özge Ulusoy, ülkemizde düzenlenen Miss Turkey güzellik yarışmasında, 2003 yılında ikinci olmuş tescilli güzellerimizdendir. Mimar Sinan Üniversitesi Klasik Bale bölümünden mezun olmuştur. Ayrıca ikinci üniversite olarak Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetmenliği bölümünü bitirmiştir.
Özge Ulusoy, her ne kadar değişik yapımlarda yer almış, prestijli defilelerde boy göstermiş ve halkın beğenisini kazanmış sanatçıların kliplerinde yer bulmuş olsada kariyerindeki büyük çıkışını Survivor adasında gerçekleştirmiştir. Adada geçen yarışmada halkın bir kez daha ilgisini çekmeyi başarmıştır. Ayrıca bir başka Acun Medya prodüksiyonu olan Yok Böyle Dans yarışmasında birinci olmuştur.
Özge Ulusoy, bu çıkışın ardından kariyerinde yeni bir sayfa açmış ve şu sıralar Bugün Ne Giysem? isimli programda görev almakla birlikte Türk'ün Uzayla İmtihanı adlı komedi dizisinde oynamaktadır.
.
Almeda Abazi
Almeda Abazi; 13 Şubat 1992’de Arnavutluk’ta doğdu. Katıldığı 3 güzellik yarışmasında da kraliçe seçilerek Miss Tiran, Miss Albania ve Miss Globe Kainat Güzeli ödüllerini kazanmıştır. Lise Eğitimini İstanbul Özel Tarhan Kolejinde tamamlamıştır. İstanbul Aydın Üniversitesi Bil Sanat Akademisi oyunculuk bölümünde eğitim almıştır. Üniversite eğitimine Devlet Konservatuarı öğrencisi olarak devam etmektedir. Mankenlik yapmaktadır. Türkiye'ye yerleşen Almeda Abazi mesleki hayatını Türkiye'de devam ettirme kararı verdi.
Dansa karşı özel bir ilgisi ve becerisi vardır. Hemen hemen katıldığı tüm programlarda dans eden Almeda program sunucularından ve izleyicilerden tam not almıştır. Katıldığı yarışma proğramı “Yok Böyle Dans”'ın iddialı isimlerinden birisi olmuştur.
Bir açıklamasında, Türkan Şoray ve Beyonce hayranı olduğunu dile getiren Almeda Abazi, "Oyunculuğa geçersem benim için de Türkan Şoray kuralları geçerli olacak" dedi. Abazi, Beyonce'ye de rakip olabileceğini söyledi.
Şu ana kadar bulunduğu Sinema Filmleri; Konak ve Şov Biznıs, TRT Dizisi Ayrılık’ta rol almıştır. Bamya yemeğinden nefret eden ve en gizli zevki “Paraşütle atlamak” olan Almeda Abazi Kickboks da biliyor.
Boyu 1.72 cm olan Almeda Abazi 2012 Survivor Ünlüler Gönüllüler yarışmasına katılmıştır.
.
Kuzey Güney'i Oyuncuları Anlattı
Kuzey’i anlamak zor
Kanal D’nin izlenme rekorları kıran dizisi “Kuzey Güney”de tempo giderek yükseliyor. Hikâyeyle birlikte sette de heyecan zirve yapmış durumda. Her bölümü merakla beklenen dizinin setine konuk olduk, oyunculara kısa bir mola aldırıp merak ettiklerimizi sorduk.
Dizinin bıçkın delikanlısı Kuzey’i canlandıran Kıvanç Tatlıtuğ, sete motosikletiyle geldi. Güvenlik önlemlerine harfiyen uyan yakışıklı oyuncu, trafiktekilerin takdirini topladı.
Kıvanç Tatlıtuğ (Kuzey)
Kuzey’i daha önce oynadığınız rollerden farklı kılan şey nedir?
- Bu, biraz daha farklı bir karakter. “Daha derin” deyip de önceki rollerime saygısızlık yapmak istemiyorum ama Kuzey’in diğerlerine göre anlaşılması daha zor bir karakter olduğunu söyleyebilirim.
Neden anlaşılması zor?
- O kültürden gelen bir insanı anlamak bence daha zor.
Sizin Kuzey’i anlamakta zorlandığınız anlar oldu mu?
- Oldu tabii. Bir kaza oluyor ve abisinin yerine suçu üstlenip hapse giriyor. Abisinin istikbali için suçu üstleniyor. Sırf abisi başarılı olsun diye. Bu psikolojiyi anlayabilmek mümkün değil ama ben karakteri oluştururken şundan yola çıktım: Türkiye’de buna benzer hayatlar yaşayan, başkasının suçunu üzerine alan birçok kişi olabilir. Biraz da onları, onların yaşamış olabileceği sıkıntıları, o çetrefilli hayatları düşünerek Kuzey’i yorumlamaya çalıştım. “Kuzey’i oynamak” demiyorum, çünkü sürekli onu anlamaya çalışıyorum ve her gün onunla ilgili bir şey keşfediyorum. Bu süreç hiçbir zaman bitmiyor. Puzzle gibi. Bu yüzden Kuzey’i anlarken çok keyif alıyorum.
KUZEY YARALI BİR ÇOCUK
Kuzey’i oynadığınız diğer rollerden farklı bir yere koyuyor musunuz?
- Ayırmıyorum ben. Yapmış olduğum her şey benim için çok önemliydi. Zaten çok seçici davranıyorum... Bu iş tutmayabilirdi de. İçinde bulunduğum iş tutsa da tutmasa da, benim için önemli olan tatmin olup olmadığım. Hiçbir zaman “Herkes bizi konuşsun” gibi bir idealim ve hedefim olmadı. Kuzey’in diğer rollerimden şöyle bir farkı var; Kuzey, yaralı bir çocuk. Aslında imkân verilse, güven duyulsa çok güzel şeyler yapabilecek bir insan. Çok zeki, hamarat ve elinden her şey geliyor. Ama insanların ona karşı önyargıları var. Böyle yaşayan çok insan var, bunu biliyorum.
Sizin Kuzey’le benzer yönleriniz var mı?
- Biz çok ayrı iki insanız Kuzey’le. Ama onu bu yolun içinde keşfetmeye çalışmak benim için muhteşem bir duygu.
HAFTADA BİR GÜN KIVANÇ OLUYORUM
Bu rol size ödüller de getiriyor, az önce de Rotary kulüplerinden “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü aldınız, neler hissediyorsunuz?
- Sormayın. Muhteşem! Bunu kelimelerle anlatamam. Benim için çok değerli. Bu ödül sanırım üç ya da dördüncü. Sette olduğumuzdan törene gidemeyeceğimiz için buraya getirmişler. Bir şey yapabilirsin ya da yapamazsın o önemli değil ama izleyicinin takdir etmesi, bunu ödülle taçlandırması, senin dizini de “en iyi dizi” seçmelerinden daha fazla gurur verici bir şey olamaz sanırım. Bunun değeri parayla pulla ölçülemez. Demek ki güzel bir iş yapıyoruz, düzgün bir iş yapıyoruz. Biz öncelikle kendi yaptığımız işten keyif alıyoruz. Biz bu işi yaparken gerçekten eğleniyoruz.
Kuzey’in o bıçkın hallerinin sizin hayatınıza girdiği zamanlar oluyor mu?
- Hayatıma girdiği anlar olmuyor ama ben haftada bir gün Kıvanç olabiliyorum. O da setimin olmadığı gün. Haftanın altı günü Kuzey’i anlamaya çalışıyorum. Onun yapabildiği şeyler, onun hareketleri, telefon tutuşu, konuşma tarzı, jestleri, mimikleri ister istemez ufak bir yerde kalıyor, çünkü fazla mesai harcıyorum. Ama bunun sıkıntısını yaşamıyorum, üstüme yapışmadı.
TELEFON TUTUŞUNUN BU KADAR KONUŞULMASINI BEKLEMİYORDUM
Telefon tutuşu demişken, böyle küçük bir ayrıntının bu kadar çok konuşulacağını tahmin eder miydiniz?
- O benim için küçük bir ayrıntıydı. “Kuzey, telefonu böyle tutar” deyip de çıkardığım bir şeydi. Bu kadar konuşulmasını hiç beklemiyordum.
O hareketi siz mi bulmuştunuz?
- İlk olarak senaryomuzun çok güzel yazıldığını söyleyeyim. Ece (Yörenç) ve Melek (Gençoğlu) bu konuda iki usta, onların kaleminin üstüne çıkabilmek de çok önemli. Senaryonun dışında, Kuzey’in hareketleri, oturması, kalkması, konuşma tarzı, bazı kelimeleri telaffuz edememesi, telefon tutuşu benim yaratmış olduğum ve yaratmaktan da keyif duyduğum şeyler. Bilmiyorum ileriki bölümlerde daha neler çıkacak ama hazine dolu bir sandığın içerisindeyim. Çıkarıp, çıkarıp bakıyorum.
ETRAFA YETEMİYORUM
“Haftanın bir günü Kıvanç oluyorum” dediniz. Bir gün Kıvanç olarak ailenize, arkadaşlarınıza ve kendinize yetebiliyor musunuz?
- Açık konuşmak gerekirse etrafa yetemiyorum. Bir günde yapacağın şeyler çok kısıtlı. Aileniz var, eşiniz dostunuz var, bir özel yaşamınız var... Mümkün olduğu kadar herkese yetişmeye çalışıyorum, herkesin gönlü olsun istiyorum. Ama biraz daha fazla zamanım olsa mutsuz olmazdım tabii! (Gülüyor)
FİLMİ YAKINDA ÇEKECEĞİZ
“Kuzey Güney”i izleyebiliyor musunuz?
- Bazen takip edebiliyorum, bazen de edemiyorum ama yapım şirketi her bölümün DVD’sini gönderiyor, oradan izlemeye çalışıyorum.
Dizi dışında bir de film çekeceğinizi biliyoruz. Fakat filmi sır gibi saklıyorsunuz...
- Yakında çekeceğiz ama detaylarını zamanı geldiğinde konuşacağız.
Öykü Karayel (Cemre): Tiyatro sahnesi çok daha özgür
Diziye ilk başladığınızda içe kapanık biri olduğunuzu söylemişsiniz, Cemre rolü sizi değiştirdi mi?
- Benim hayatımda çok değişen bir şey olmadı. Daha çok rolü çıkarmak adına kendimden bulduğum şeyler olmuştur.
Bu işte yer almanızdaki neden sadece karakteriniz miydi, rolü kabul etmenizde başka neler etkili oldu?
- Birlikte oynayacağım insanlar. Hâlâ da bunun güzelliğini yaşıyorum.
Aynı zamanda tiyatro oyunlarında da rol alıyorsunuz. Sahnede daha mı rahat ifade ediyorsunuz kendinizi?
- Sahnede oynamak daha kolay değil ama oradaki konsantrasyonu sağlamak daha kolay. Dizide oyunun yanında dikkat edilmesi gereken daha fazla şey var. Kamerası, açısı, ışığı... Ve bunların hepsini çok hızlı yapmanız gerekiyor.
Hangisinde daha özgür hissediyorsunuz kendinizi peki?
- Teknik açıdan düşünürsek, tiyatro sahnesinin çok daha özgür olduğunu söyleyebiliriz aslında. Dizi setinde ise sizi sınırlayan çok şey var. Kamera açısı, netlik dediğimiz şeylerin hepsi bir yerde elinizi kolunuzu bağlıyor. Ama bunlar pratikle aşılıyor. Kameranın başka bir dili var. Onu kavrayınca burada da o rahatlığa ulaşabiliyor.
“Kuzey Güney”, ilk diziniz. Kamera önünü sevdiniz mi?
- İlk başlarda çok zorlandım sonra yavaş yavaş keyfini çıkarmaya başladım.
Zerrin Tekindor (Gülten): Patavatsızlığı eğlendiriyor
İki tiyatro oyununuz varken bir de dizi çekiyorsunuz, zor olmuyor mu?
- Oyunlarımdan “Antonius ile Cleopatra” devam ediyor Oyun Atölyesi’nde. Devlet Tiyatrosu’ndaki “Vahşet Tanrısı”yla da en son İsveç’e bir turne yaptık. Senaristler ve yönetmenimiz o dönemde çok kolaylık gösterdi, o zamanı öyle atlattım. Şimdi provalar bittiği için sadece akşamları oyuna gidiyorum, onun da bir tek hazırlığı uzun sürüyor. Biraz yoğunum ama her şey yolunda.
İzleyici sizi anne rolünde çok sevdi. Siz de sevdiniz mi kendinizi bu rolde? Oyuncu rol ayırır mı?
- Elbette ayırt eder. “Aşk-ı Memnu”dan sonra farklı bir rol olsun istemiştim, hakikaten de rol öyle geldi. Karakteri çok sevdim. Oynarken de eğleniyorum.
En çok neyi eğlendiriyor sizi?
- Patavatsızlığı. Gülten çok duygusal bir kadın ama acılarını geride bırakmayı bilmiş. Hayata pozitif bir enerjiyle bakması ve kuvvetli olmasını çok seviyorum. Birilerine muhtaç değil, “Ben hallederim” diyor. Ben de kadınların o tavırda olmasını severim.
Öykü Karayel’in annesi rolündesiniz. Rol arkadaşınızın performansını beğeniyor musunuz?
- Öykü’yü çok seviyorum. Başarılı ve tatlı bir kız. Onunla çalıştığım için memnunum.
Merve Boluğur (Zeynep): Empati yapmayı öğrendim
Diziye sonradan dahil oldunuz ama izleyici rolünüzü benimsedi, siz benimseyebildiniz mi?
- Diziye sonradan girmek açıkçası beni de tedirgin etti. Çünkü hep başından başlayıp sonunda kadar götürdüğüm işler oldu. Ama sağ olsunlar ekiptekiler bana onu hissettirmedi. Yavaş yavaş alıştım.
Zeynep karakteri size neler kattı?
- İlk olarak empati... Karşısındakini anlayabilen, hissedebilen, elinden geldiğince yardım etmeye çalışan bir kızı oynamak tabii ki beni de etkiledi. Aslında içimizde tüm renklerden var ama role göre ufak ufak çıkardığımızı düşünüyorum.
“Küçük Sırlar”da daha sivri bir karakterdiniz. “Acemi Cadı”daki rol ise bambaşkaydı. Bu kadar çeşitli rollerde peş peşe yer almanız şans mı sizce?
- Şansın etkili olduğunu düşünüyorum ama elimden geleni de yaptım. Siz hayatınıza nasıl şekil verirseniz öyle gider. Kader kısmet, bunlara da inanıyorum ama niyet de önemli.
Sinema filminiz olacak mı?
- Aslında bir proje var ama henüz netleşmediği için paylaşamıyorum.
Zeynep, Kuzey’e duyduğu aşkta asla pes etmiyor. Siz aşk için mücadele eder misiniz?
- Eskiye nazaran olgunlaştığımı, en azından tecrübe kazandığımı düşünüyorum. Tabii ki aşk kalbin beyne hükmettiği andır ama bazı noktalarda tecrübeyle daha mantıklı hareket etmeye çalışıyorsun.
Bu arada saçınızın rengi değişti. Siz mi istediniz bunu, dizi için mi değişti?
- Ben normalde bakır kızılını çok seviyorum. Tatil döneminde hep yaptırdığım bir renktir. O renkle kendimi daha enerjik hissediyorum. İlk kez de beni o saç rengimle kabul eden bir iş çıktı, “Böyle olsun” dediler. Bir de bende siyah saç, beyaz ten, kırmızı ruj kombini çok oturmuştu, biraz onu da kırmak istemiştik. Ama sonradan yapımcımın da isteğiyle eski saç rengime döndüm.
Sanırım günlük hayatınızda da kırmızı rujdan vazgeçemiyorsunuz...
- Evet, evet. Zaten o kırmızı ruj benim kullandığım ve Ayşegül’e kattığım bir şeydi.
Zeynep’e kattığınız şeyler oldu mu?
- Takı konusunda olabilir. Tasarımcı bir kız olduğu için herkesin takmadığı takılar bulmaya çalışıyorum.
Gülbahar Karakuş/Hürriyet/Kelebek
Ünal Aysal'dan Açıklamalar...
Şampiyonlar Ligi'ne Fener değil biz gideriz
“Galatasaray, Fenerbahçe’ye yenilse dahi Şampiyonlar Ligi’ne gidecek. Fenerbahçe ise gidemeyecek. Çünkü bu sezon bittikten sonra puanlar silinecek.” “Hiçbir konuda fikrimizi sormadılar. Kendileri karar aldı, kendileri uyguluyor. Tavrımız çok sert olacak. Bunun böyle bilinmesini istiyorum.”
Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, Futbol Federasyonu’nun aldığı kararlara sert tepki gösterdi. Aysal, “Lüks arabayı ehliyeti olmayan insanlara teslim ederseniz böyle olur. Bu bizim beklemediğimiz bir durum değildi” dedi. Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’i ve aldığı kararları eliştiren Ünal Aysal şöyle konuştu:
- Yıldırım Bey daha önce yani kulüp başkanı olduğu dönemlerde kimsenin ceza almayacağını, ceza almasını istemediğini ve kimseye bir şey olmayacağını defalarca söyledi. Şu anda bu yönde aldığı kararlarda şaşılacak bir şey yok.
- Kendisi daha sonra Futbol Federasyonu Başkanı oldu. Ve daha sonra dile getirdiği bu düşüncelerin hayata geçirilmesinde aktif rol aldı. Ve bunun neticelerini şimdi hepimiz görüyoruz. Sadece biz değil bütün Türkiye görüyor.
Disiplin Kurulu’na niye gönderdiler?
- Galatasaray’ın Disiplin Kurulu’na gönderilmesi komik bir olay. Bunu başka türlü izah etmek çok mümkün değil. Komik.. Amaçları Galatasaray’ın gölgesinde suçlu insanları aklamak. Bunun için G.Saray’ı Disiplin Kurulu’na gönderiyorlar.
- Açın bakın gazetelere... Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor başkanlarının ve kulüplerinin ceza almayacağını yazıyor. Böylelikle ceza alması gereken insanları da bizim üzerimizden temizliyorlar. Bu çok açık ve net değil mi?
- Galatasaray Spor Kulübü’nü Disiplin Kurulu’na sevk ettiler. Söylediğim gibi bu komiklik. Bizim hiçbir şekilde ceza almayacağımız zaten açık. Ama niye sevk ettiler? Dediğim gibi bizim üzerimizden temizlik yapmayı planladılar.
Puanlar silinince herkes görecek
- Puan silme cezasını düşünüyorlar. Ne zaman puan silecekler peki? Galatasaray, Fenerbahçe’ye yenilse dahi Şampiyonlar Ligi’ne gidecek. İkinci olarak da olsa Şampiyonlar Ligi’ne gidecek değil mi?
- Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyecek, biz gideceğiz Şampiyonlar Ligi’ne. Ne zaman puan silecek federasyon? Bu sezon bittikten sonra, bu sezonun puanlarını silecek. Böyle bir şey olur mu, böyle karar olur mu?
- Tavrımız çok sert olacak. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Tamamiyle uzlaşmacı bir ekibiz ama bizler aptal yerine konmak da istemiyoruz. Bizim fikrimizi bile sormadılar hiçbir konuda. Kendileri karar aldı, kendileri uyguluyor.
- Uzlaşmak için masaya oturmak lazım. Ama nasıl oturacağız? Federasyon’da G.Saray’ı temsil eden bir tane yönetici bile yok. Bürokratları bile işten çıkardılar. Biz uzlaşmacı bir ekibiz ama aptal da değiliz.
Hukuk savaşı başlattılar
G.Saray’ın ileri gelenleri Başkan Aysal’ı arayarak TFF’ye karşı harekete geçilmesini istedi. Aysal’ın talimatıyla harekete geçen Sedat Doğan’ın başında bulunduğu hukuk kurulu, hukuk mücadelesi başlattı.
İlhan Söyler/Hürriyet
ARDA AÇIKLAMA YAPTI..
SİNEM KOBAL'A OLAN SAYGIM VE DUYGULARIM...
Arda Turan ,sosyetik güzel Selin İmer ile aşk yaşadığı iddialarına bir basın açıklamasıyla cevap verdi.
Arda'nın açıklaması:
Kariyerim ve futbol hayatımda en önemli günleri yaşadığım şu dönemlerde magazin dünyasında çıkan asılsız haberlerde yer almaktan dolayı çok üzgünüm.
Sinem Kobal'a olan saygım ve duygularımdan dolayı şu an başka biriyle ilişki yaşamam mümkün değildir.
Hakkımda bazı gazete ve internet sitelerinde çıkan "ilişki" haberleri tamamen asılsız olup beni derinden üzmüştür.
Değerli gazeteci arkadaşlarımın ve kamuoyunun bilgisine sunarım.
Haberin gerçeğinin asılsızından kamuoyunda daha çok değer bulması dileğiyle...
YENİDEN OLURMU?
Arda Turan'ın bu açıklamasını Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu yorumladı:
Yeniden mi?
Arda Turan’ın bugün yaptığı basın açıklamasında ilginç bir detay var.
Arda, Selin İmer’le aşk yaşadığı haberlerini yalanladığı açıklamada aynen şu cümleyi kullanıyor:
“Sinem Kobal’a olan saygım ve duygularımdan dolayı şu an başka biriyle ilişki yaşamam mümkün değildir."
Arda Turan’la Sinem Kobal ayrıldıklarını resmi olarak açıklamış olsalar bile bugüne kadar birbirlerine hep saygı ve sevgi dolu durdular.
Yakın çevresi de bu ilişkinin tamamıyla bitmediğini söyleyip duruyor.
Arda Turan’ın bu son açıklaması “Acaba yeniden mi?” sorusunu gündeme getirdi.
Bence ikisinin kalbinde hala eksik kalan şeyler var.
Hürriyet
30 Nisan 2012 Pazartesi
Galatasaray Taraftarı yürüyüş yapmaya karar verdi.
G.Saray taraftarı protesto yürüyüşü yapıyor
TFF'nin açıklamalarına en yoğun tepki Galatasaray Camiası'ndan geliyor. G.Saray Yönetimi'nin TFF'ye yaptığı çağrının yanısıra, sarı kırmızılı taraftarlar da çarşamba günü TFF'yi protesto yürüyüşü düzenleyecek.
Sarı kırmızılı taraftarlar çarşamba günü Galatasaray Lisesi'nin önünde toplanıp, Taksim Atatürk Anıtı'na kadar protesto yürüyüşü yapacak. G.Saray'ın ünlü taraftar grubu Ultraslan'ın organizasyonunda düzenlenecek yürüyüşe en az 10 bin kişinin katılması hedefleniyor.
Fenerbahçeliler de harekete geçti
Galatasaray taraftar grubunun çarşamba günü Taksim'de yürüyüş yapma kararı alması üzerine Fenerbahçe taraftarları da harekete geçti.
Fenerbahçe taraftar oluşumu 12 Numara, bu açıklamaya sert bir tepki verdi ve Taksim'de bir yürüyüşün olması durumunda sarı lacivertli taraftarların da bunu engellemek için orada olacağını açıkladı.
Milliyet
Galatasaray'ın açıklaması taraftarlarını tatmin etmedi.
GALATASARAY TARAFTARI AÇIKLAMALARI YETERLİ BULMUYOR.
Spor kamuoyundaki gelişmelerden sonra Galatasaray Spor Külübü Yönetim Kurulunun yaptığı açıklamalar sarı kırmızı renklere gönül vermiş milyonlarca taraftarının duygularını tatmin edecek nitelikte bulunmuyor.
Türkiye'nin en çok taraftar kitlesine sahip olan Galatasaray gelişmelere karşı pasif kalıyor. Nasılmı? Kısaca bahsedelim. Fenerbahçe bir çok suçlamanın altında bulunurken bile daha fazla sesi çıkıyor. Galatasaray cephesinde ise haksızlıklara uğramasına rağmen sürekli itidal çağrılarında bulunulması ve yayıncı kuruluşun Fenerbahçe tarafından kayba uğramamak adına her türlü olumsuzluğu Fenerbahçe lehine çevirmeye çalışmaları gözle görülür bir gerçekken, bugün şike davasının içine resmen çekilen Galatsaray'ın sadece bildiri yayınlaması ve herhangi bir eyleme yönelik hiçbir davranışın olmayacağına dair sinyaller vermesi Türkiye Futbol Federasyonu'na zaten güveni olmayan Galatasaray taraftarının kendi yöneticilerine olan güvenlerinide sarsmaya başladı.
Yayıncının baskısıyla ortaya çıkan Play-off ucubesinin neticesinde hakettiği şampiyonluğun elinden gitme ihtimali olmasına rağmen Galatasaray hala hiçbir yaptırıma gidemiyor. Aslında Türkiye'de şunu herkes çok iyi biliyorki olması gerekenler olsa Türk Futbolu bahsedildiği gibi büyük kaosun içinede girse bundan hemen hemen hiç etkilenmeyecek takım Galatasaray'dır. Bu durumun bilinmesine rağmen hala Galatasaray bildirinin bir adım ötesine gitmediği gibi Adnan Öztürk gibi bu konuları açıkca dile getiren tek yöneticisini de susturmayı ihmal etmiyor.
Galatasaray taraftarı ise sabırla bekliyor. Ve bir günde en 300 bin Lig Tv decoderini sokağa atma gücünün varlığını bile bile..
Galatasaray taraftarı sabırla bekliyor.. Yine bir günde cadde kalabalıklarını arkasına almasına gerek kalmadan binlerce Aslan Yürekliyi sokaklara çıkarabileceğini bile bile..
Galatsaray taraftarı sabırla bekliyor.. LİG Tv'den gelecek parayı GSTV'yi destekleyerek elde edebileceğini bile bile..
Galatasaray taraftarının sabırla beklemesi ne kadar doğruysa yöneticilerin susmasıda o kadar yanlıştır. İlhan Cavcav gibi koltuğuna yapışmış bir adamın bile yeri geldiğinde Galatsaray'a laf söylemesine müsade etmekte yine yönetimin suçudur.
Daha fazla örnekleri ve ellerindeki güçlerden bahsetmeden Galatsaray taraftarının beklentisi söyleyelim. Birileri küme düşerse maddi kaybımız olur korkusu Galatasaray'ı hiç ilgilendirmez çünkü ne böyle bir onursuzluğu kabul edecek bir duruşu vardır; Galatasaray'ın nede ihtiyacı vardır. Galatasaray Spor Kulübü yöneticilerinden daha saymakla bitmeyecek bu gücü yanlarında hissederek Hakkın ve Adalaetin yerini bulması açısından ne gerekiyorsa yapmasını bekliyor.
Galatasray'ın resmi sitesinden yaptığı açıklama
Türkiye Futbol Federasyonu’nun bugün açıkladığı kararlar, kamuoyu vicdanında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu kararlar Türk kamuoyunun zekâsıyla alay etmek, adalet duygusunu hiçe saymak ve uluslararası kuralları görmezden gelmektir.
TFF bu tutumuyla Türk futbolunu telafisi mümkün olmayan bir çıkmaza götürmektedir.
Başından itibaren Galatasaray’ı şike çamuruna bulaştırma çabası ve “bu sürece Galatasaray’ı da dahil edebilirsek işin içinden daha kolay çıkarız” zihniyeti bugün somut biçimde ortaya çıkmıştır.
Bu durum açıkça göstermektedir ki, TFF yönetimi artık Türk Futbolunu temsil eden, haklarını savunan, futbolumuzu ileriye götürmeye çalışan bir organ olma niteliğini kaybetmiştir.
Galatasaray Spor Kulübü bu nedenlerle TFF yönetiminin Türk futboluna daha fazla zarar vermeden derhal istifa etmesinin zorunlu olduğuna inanmaktadır.
27 Ocak tarihli TFF Genel Kurulunda büyük bir çoğunlukla alınan 58. maddenin değiştirilmemesi yönündeki kararının hiçe sayılmış olması etik kuralların ne denli benimsendiğinin açık bir göstergesi olup, en üst organı olan Genel Kurul kararının aksine hareket etmekle TFF yönetimi daha da ağır maddi ve manevi sorumluluklar almış ve ülke futbolu çok büyük riskler altına sokulmuştur.
Tekrar belirtmekte yarar görmekteyiz : Galatasaray Spor Kulübü olarak bugüne kadar hiç bir kulübün, hiç bir şahsın cezalandırılması ya da verilecek cezanın şu ya da bu şekilde olması yönünde ne açık, ne de kapalı kapılar ardında bir talebimiz olmamıştır. Arkasında durduğumuz ve taviz vermeyeceğimiz tek ilke, sürecin adil, hukuka uygun ve inandırıcı biçimde yönetilmesi, futbolumuz adına kamu vicdanının tatmin olacağı kararların alınması yönünde olmuştur. Ancak bugüne kadar sabır ve iyi niyetle izlediğimiz süreçte gelinen nokta ne yazık ki, gerçeklerin “halı altına süpürülmesinden” başka bir sonuç doğurmamıştır.
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu olarak tüm camiamızın ilk günden itibaren sürdürdüğü soğukkanlı duruşundan taviz vermeyeceğine, herhangi bir provokasyona alet olmayacağına inancımız tamdır.
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu
TFF bu tutumuyla Türk futbolunu telafisi mümkün olmayan bir çıkmaza götürmektedir.
Başından itibaren Galatasaray’ı şike çamuruna bulaştırma çabası ve “bu sürece Galatasaray’ı da dahil edebilirsek işin içinden daha kolay çıkarız” zihniyeti bugün somut biçimde ortaya çıkmıştır.
Bu durum açıkça göstermektedir ki, TFF yönetimi artık Türk Futbolunu temsil eden, haklarını savunan, futbolumuzu ileriye götürmeye çalışan bir organ olma niteliğini kaybetmiştir.
Galatasaray Spor Kulübü bu nedenlerle TFF yönetiminin Türk futboluna daha fazla zarar vermeden derhal istifa etmesinin zorunlu olduğuna inanmaktadır.
27 Ocak tarihli TFF Genel Kurulunda büyük bir çoğunlukla alınan 58. maddenin değiştirilmemesi yönündeki kararının hiçe sayılmış olması etik kuralların ne denli benimsendiğinin açık bir göstergesi olup, en üst organı olan Genel Kurul kararının aksine hareket etmekle TFF yönetimi daha da ağır maddi ve manevi sorumluluklar almış ve ülke futbolu çok büyük riskler altına sokulmuştur.
Tekrar belirtmekte yarar görmekteyiz : Galatasaray Spor Kulübü olarak bugüne kadar hiç bir kulübün, hiç bir şahsın cezalandırılması ya da verilecek cezanın şu ya da bu şekilde olması yönünde ne açık, ne de kapalı kapılar ardında bir talebimiz olmamıştır. Arkasında durduğumuz ve taviz vermeyeceğimiz tek ilke, sürecin adil, hukuka uygun ve inandırıcı biçimde yönetilmesi, futbolumuz adına kamu vicdanının tatmin olacağı kararların alınması yönünde olmuştur. Ancak bugüne kadar sabır ve iyi niyetle izlediğimiz süreçte gelinen nokta ne yazık ki, gerçeklerin “halı altına süpürülmesinden” başka bir sonuç doğurmamıştır.
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu olarak tüm camiamızın ilk günden itibaren sürdürdüğü soğukkanlı duruşundan taviz vermeyeceğine, herhangi bir provokasyona alet olmayacağına inancımız tamdır.
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu
Burcu Kara'dan Buğra'ya Twitter'den gönderme
"Karakterleri sağlamsa tabii..."
10 ay önce evlenen Burcu Kara’yla Buğra Gülsoy, şu günlerde boşanma konusunda anlaşmaya çalışıyor.
Evlerini ayıran çiftten Burcu Kara önceki gün Twitter’a manidar sözler yazdı. Kara, sanki eşinin ‘Kuzey Güney’de canlandırdığı Güney rolünün etkisinde kaldığına vurgu yaparcasına “Profesyonel oyuncuların karakterleri (sağlamsa tabii) rollerinden etkilenmez. Ama bazıları hayatlarında da aynı insan olabiliyor. Bizim işler zor işler. Bu yüzden karakterlere hazırlanırken psikolog yardımı almak çok faydalı olabilir. Üçüncü göz olur, süper olur beraber kafa yormak” yazdı. Bu sırada Gülsoy da “Bazen yolu bilmeden sadece sürmek biraz dinlendirir. Biraz” tweet’i attı.
Milliyet











































