Uzmanlar, haftada 8 ila 40 saat arasında internete giren kişileri, bağımlı olarak nitelendiriyor. İnternet bağımlılarının yüzde 50'sinde ise başka bir psikiyatrik rahatsızlık bulunuyor.
-İnternet ile ilgili aşırı zihinsel uğraş. (Sürekli olarak interneti düşünme, internette yapılan aktivitelerin hayalini kurma, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliği düşünme vb.)
-İstenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma ihtiyacı duyma.
-İnternet kullanımını kontrol etme, azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik başarısız girişimlerin olması.
-İnternet kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi durumunda huzursuzluk, çökkünlük ya da kızgınlık hissedilmesi.
-Başlangıçta planlanandan daha uzun süre internette kalma.
-Aşırı internet kullanımı nedeniyle aile, okul, iş ve arkadaş çevresiyle sorunlar yaşama, eğitim ve kariyer ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atma ya da kaybetme.
-Başkalarına (aile, arkadaşlar, terapist vb.) internette kalma süresi ile ilgili yalan söyleme.
-İnterneti problemlerden kaçmak veya olumsuz duygulardan (çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı) uzaklaşmak için kullanma.
Raporda, ergenlerde internet kullanımı oranlarına bakıldığında, Güney Kore gibi gelişmekte olan ülkelerin ABD gibi gelişmiş ülkelerin önünde olduğunun görüldüğü belirtildi. Buna göre; örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde 6-19 yaş arası kitle haftada ortama 16.7 saat internette zaman geçirirken, aynı yaş gurubu İngiltere'de haftada 20 saat, Güney Kore'de ise haftada 23 saat internette zaman geçiriyor.
Rapordaki istatistiki bilgilere göre, Avustralya'da ailelerin yüzde 91'inde internet kullanılırken, İngiltere'de 12–17 yaş arası ergenlerin yüzde 100'ünün evinde internet bağlantısı bulunuyor.
Raporda, internet bağımlıların yüzde 50'sinde başka bir psikiyatrik bozukluğun bulunduğunun saptandığı belirtilirken, internet bağımlısı olarak nitelendirilebilecek hastaların oranının toplam kullanıcıların yüzde 1.98 ile 3.5'i kadar olduğu, internet bağımlılığı açısından risk altında olabileceği düşünülen kullanıcıların oranının ise yüzde 8.68 ile 18.4 aralığında bulunduğu kaydedildi.
“Kim olmak istiyorsanız o olabilirsiniz (anonimite) ve uzak olmanın verdiği rahatlık. Bir grubun parçası olabilir ve 'gerçek hayat'ta olamayacak bir rolünüz olabilir. Diğer oyuncularla sosyal iletişiminiz oldukça ödüllendiricidir, 'iletişiminiz' artar. Gerçek dünyada olmayacak ilişkiler kurabilirsiniz. Göz kontağı kurmanıza gerek yoktur.”
Raporda, ortalama bir kullanıcının yaklaşık olarak haftada 2.5-3 saat internete bağlı kaldığı, PİK durumunda ise bu sürenin yaklaşık 8-40 saat arasında olduğu belirtildi ve haftada 8-40 saati bilgisayar başında geçiren kişinin hiç aralıksız 20 saate kadar bilgisayar başından kalkmayabileceği; patolojik kabul edilen bu durumda ise hastaya klinik tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiği anlatıldı.
Raporda, internet bağımlılarının yüzde 38'inde aynı zamanda madde bağımlılığının tespit edildiği, yüzde 33'ünde duygu durum bozukluğu, yüzde 25'inde ise depresyon ve distimi görüldüğü belirtildi.
Bağımlılığın davranışsal olarak kendini en sık kompulsif alışveriş, kompulsif seks, patolojik kumar ve piromani olarak gösterdiği kaydedildi.
İnternet bağımlılığının sadece psikolojik değil, fiziksel rahatsızlıklara da yol açtığı bildirilirken, sıklıkla görülen fiziksel rahatsızlıklar arasında; obezite, karpal tünel sendromu, sırt ağrısı, postür bozuklukları, uzun süre bilgisayar başında kalmaya bağlı epileptik nöbet sayıldı.





