Doğadan size gelen

Hadi bakalım Demet Akalın

This is default featured slide 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.This theme is Bloggerized by Lasantha Bandara - Premiumbloggertemplates.com.

Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2012 Pazar

Türkiye Sarı Kırmızı..




Türkiye Sarı-Kırmızı!


Galatasaray'ın şampiyonluğu yurdun çeşitli yerlerinde kutlandı


Galatasaray'ın Spor Toto Süper Lig'de şampiyonluğu kazanması, yurdun çeşitli yerlerinde kutlandı şampiyonluğu kutladı.

0-0 biten Fenerbahçe-Galatasaray maçı sonrası, Galatasaray bayrakları ve ellerindeki meşalalerle Kızılay Meydanı'ndaki Güvenpark'a toplanan taraftarlar, şampiyonluk sevinci yaşadı. Davul zurna eşliğinde şampiyonluğu kutlayan bazı taraftarlar, renkli görüntüler oluşturdu. Takımları lehine sloganlar atan taraftarlar, zaman zaman da Galatasaray marşı söyledi.

Bazı taraftarlar ise şampiyonluk sevincini parktaki süs havuzlarına girerek kutladı. Çok sayıda taraftarın katıldığı kutlamalar sürerken, polis ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri aldı. Galatasaray'ın, Fenerbahçe ile deplasmanda 0-0 berabere kalarak Spor Toto Süper Lig'de şampiyonluğa uzanmasının ardından sarı-kırmızılı takıma gönül veren taraftarlar, Taksim Meydanı'nda şampiyonluğu doyasıya kutladı.

TAKSİM'DE SEVİNÇ GÖSTERİLERİ

Öte yandan sarı-kırmızılı taraftarlar İstanbul'da ağırlıklı olarak Taksim Meydanı'nda toplanmaya başladı. Çok sayıda Galatasaray taraftarı şampiyonluğu, ellerinde takımlarının bayrakları, atkılarıyla kutlarken, meşalelerle renkli görüntüler oluşturdu. Taraftarlar, şampiyonluğu şarkılar ve marşlar söyleyerek kutladı.

Galatasaraylı taraftarlar, Spor Toto Süper Lig'de mutlu sona ulaşan takımlarının şampiyonluğunu Florya'da kutluyor.

FLORYA BAYRAM YERİ

Galatasaray'ın, Spor Toto Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda deplasmanda Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalarak şampiyonluğunu ilan etmesiyle, sarı-kırmızılı taraftarlar Florya Metin Oktay Tesisleri'ne adeta akın etti. Tesislerin etrafından toplanan binlerce taraftarlar, tezahürat ve marşlarla şampiyonluğu kutluyor.

İZMİR'DE COŞKULU KUTLAMA

Spor Toto Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan karşılaşmayı İzmir'deki çeşitli kafelerde izlemeyi tercih eden Galatasaraylı taraftarlar, müsabakanın bitimiyle büyük sevinç yaşadı. Karşılaşmanın ardından araçlarıyla konvoy oluşturarak kentte tur atan sarı-kırmızılı seyirciler, coşkularını her sene şampiyonluğun kutlandığı Cumhuriyet ve Gündoğdu meydanlarında sürdürdü.

ADANA'DA ŞAMPİYONLUK SEVİNCİ

Spor Toto Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan karşılaşmanın bitmesinin ardından çok sayıda taraftar Atatürk, Gazipaşa, Baraj Yolu ve Ziya Paşa caddelerinde sevinç gösterilerinde bulundu.

Araçlarıyla konvoy oluşturarak kentte tur atan sarı-kırmızılı taraftarlar, birçok caddede yolun trafiğe kapanmasına neden oldu. Sevinç gösterileri sırasında taşkınlık yaşanmaması için Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'ne bağlı çok sayıda ekip kent genelindeki meydan ve caddelerde konuşlandırıldı.

Bu arada, bazı mahallerde sevinç gösterileri sırasında ateş edildiği, mermi ve saçma isabet eden bazı evlerde maddi hasar meydana geldiği bildirildi.

YİĞİDOLAR ŞAMPİYONLUĞU KUTLADI

Sarı-kırmızılı taraftar, bayraklar, atkılar ve meşalelerle Cumhuriyet Meydanı, İstasyon ve Atatürk Caddelerine akın etti. Burada sevinç gösterilerinde bulunan ve araçlarıyla konvoy oluşturarak İstasyon Caddesi'nde tur atan sarı-kırmızılı taraftarlar, tezahüratlar eşliğinde şampiyonluğu kutladı. Taraftarların oluşturduğu konvoy, nedeniyle birçok cadde, araç trafiğine kapandı.

Sivas Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı çok sayıda ekip, sevinç gösterileri sırasında taşkınlık yaşanmaması için kent genelindeki meydan ve caddelerde önlem aldı.

Bu arada, Cumhuriyet Meydanı'ndan geçen Fenerbahçeli taraftarla Galatasaraylı taraftarlar arasında zaman zaman kısa süreli gerginlikler yaşandı.

VAN'DA ŞAMPİYONLUK SEVİNCİ

Van'da, kahvehane ve kafeteryalarda izleyen Galatasaraylı taraftarlar, maçın bitişiyle Cumhuriyet Caddesi'ne akın etti. Şampiyonluk şarkılarını seslendirerek, tezahüratlarda bulunan sarı-kırmızılı taraftarlar belediye binası önünde toplandı. Şampiyonluk sevinciyle doyasıya eğlenen taraftarlar havai fişekler patlattı. Bazı taraftarlar araçlarıyla cadde ve sokaklarda tur atıp korna çalarak kutlamaya katıldı.

Cumhuriyet Caddesini bir süre trafiğe kapatan taraftarlar, polisin uyarısıyla yolu açarak önce valiliğe kadar yürüyen taraftarlar daha sonra olaysız bir şekilde ara sokaklara dağıldı.

ESKİŞEHİR'DE OLAY

Eskişehirsporlu taraftarlar, Fenerbahçe-Galatasaray maçının bitiş düdüğünün ardından İstiklal Mahallesi Porsuk Bulvarı ile Hoşnudiye Mahallesi İsmet İnönü Caddesi ve Vural Sokak'ta yürümek istedi. Bu sırada bazı Eskişehirsporlu taraftarlar, Galatasaray'ın şampiyonluğunu kutlayan Galatasaraylı taraftarlara tepkide bulundu. Bunun üzerine bölgede güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekipleri, taşkınlık çıkartan bazı Eskişehirsporlu taraftarlara müdahale etti. Polis, bazı taraftarları gözaltına aldı.

KASTAMONU

Maçın ardından Kastamonu'daki sarı kırmızılı taraftarlar Cumhuriyet, Atatürk, Yalçın, Plevne ve Kışla Caddelerinde araçlarıyla konvoy oluşturdular. Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı önünde sürdüren taraftarlar, meşale yakarken, bazı taraftarların oyun havaları eşliğinde dans etti.

ZONGULDAK

Zonguldak'ta maçı çeşitli mekanlarda izlemeyi tercih eden Galatasaraylı taraftarlar, müsabakanın bitimiyle büyük sevinç yaşadı. Karşılaşmanın ardından araçlarıyla konvoy oluşturarak kentte tur atan sarı-kırmızılı seyirciler, coşkularını kent merkezinde bulunan Madenci Anıtı ve Zonguldak Valiliği önünde sürdürdü. Bazı taraftarlarda kent merkezinde bulunan süs havuzuna girerek şampiyonluğu kutladı. Şampiyonluk kutlamaları sırasında bir taraftarın yanında buluna kurusıkı tabir edilen tabanca ile kent merkezinde sevinç gösterisinde bulunduğu sırada polis ekipleri tarafından gözaltına alındığı görüldü.

SAKARYA

Sakarya'da, Galatasaray'ın şampiyonluğunu ilan etmesinin ardından sarı-kırmızılı taraftarlar Çark Caddesi'nde toplandı. Polis ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında kutlama yapmak isteyen taraftarlar, üstlerinde Sakaryaspor formaları ve atkıları bulunan bir grubun engellemesiyle karşılaştı. Polis ekipleri, Galatasaray taraftarlarına tepki gösteren grubu dağıttı.

BOLU

Bolu'da Hükümet Meydanı ve İzzet Baysal Caddesi'nde sarı-kırmızılı takımın taraftarları, şampiyonluğu kutladı. İl merkezindeki çeşitli kafelerde maçı izleyen taraftarlar, müsabakanın bitimiyle büyük sevinç yaşadı. Karşılaşmanın ardından araçlarıyla konvoy oluşturarak kentte tur atan sarı-kırmızılılar, ulaşıma kapatılan Hükümet Meydanı ve İzzet Baysal Caddesi'nde takımlarının şampiyonluğunu kutladı.

KARABÜK

Karabük'te karşılaşmanın ardından araçlarıyla konvoy oluşturarak, kentte tur atan taraftarlar, Karabük sokaklarında ve Safranbolu kent merkezindeki Misak-ı Milli Meydanı'nda şampiyonluk coşkusunu yaşadı. Kutlamalar sırasında bazı taraftarlar arasında arbede yaşanırken, taşkınlık çıkaranlar polis ekipleri tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı.

ŞANLIURFA

Şanlıurfa kent merkezinde, sarı-kırmızılı taraftarlar, şampiyonluğu meşale ve havai fişeklerle kutladı. Araçlarla konvoy oluşturan sarı-kırmızılı ekibin taraftarları, kent merkezinde şampiyonluk turu attı. Kutlamalar sırasında ulaşıma kapanan Atatürk Bulvarı'nda önlem alan polis ekipleri, grupları taşkınlık yapmamaları konusunda uyardı.

DENİZLİ

Denizli'de Galatasaraylı taraftarlar şampiyonluk sevinci yaşadı. Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki karşılaşmanın bitimiyle büyük sevinç yaşayan sarı-kırmızılı taraftarlar, Delikliçınar Meydanı ve Pamukkale Üniversitesi yurtlar bölgesinde toplandı. Araçlarıyla konvoy oluşturan taraftarlar, şehirde tur attı. Sevinç gösterileri sırasında taşkınlık yaşanmaması için yaklaşık bin polis, kent genelindeki meydan ve caddelerde önlem aldı.

KAYSERİ

Kayseri'de, Galatasaraylı taraftarlar, maçın bitiş düdüğü ile Cumhuriyet Meydanı'nda toplanarak, şampiyonluğu kutladı. Ellerinde bayrak ve meşalelerle takımları lehine tezahüratta bulunan sarı-kırmızılı taraftarların şampiyonluk coşkusuna, bayraklarla süslenmiş araçlar klakson çalarak ortak oldu. Cumhuriyet Meydanı'ndan Sivas Caddesi'nde doğru ilerleyen Galatasaray taraftarları, burada davul, zurna eşliğinde halay çekerek eğlendi. Bu sırada, bir grup Fenerbahçeli, sarı-kırmızılı taraftarlara taşlı saldırıda bulundu. Olayda yaralanan olmazken, sarı-lacivertli grup, polis ekiplerinin müdahalesiyle dağıldı.

EDİRNE

Galatasaray taraftarları Edirne'de şampiyonluğu kutladı. Karşılaşmayı kentteki çeşitli mekanlarda izlemeyi tercih eden Galatasaray taraftarları, müsabakanın bitiş düdüğüyle araçlarıyla turladı. Sarı-kırmızılı taraftarlar, coşkularını kent merkezinde bulunan Saraçlar Caddesi'nde sürdürürken, polis ekipleri taşkınlık yaşanmaması için önlem aldı. Bu arada, Haşim İşcan Caddesi'nde Fenerbahçeli ve Galatasaraylı taraftarlar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.

TEKİRDAĞ

Tekirdağ'daki Galatasaraylı taraftarlar şampiyonluğu coşkuyla kutladı. Maçın bitiş düdüğüyle Tuğlalı Park, Cumhuriyet Meydanı, Hükümet Caddesi ve Atatürk Bulvarı'na akın eden Galatasaray taraftarları, şampiyonluğun tadını çıkardı. Karşılaşmanın bitiminin ardından taraftarların oluşturduğu konvoy dolayısıyla birçok cadde araç trafiğine kapandı.

KÜTAHYA

Galatasaraylı taraftarlar, Kütahya'da şampiyonluk coşkusunu yaşadı. Zafer Meydanı ve Atatürk Bulvarı'nda toplanan bir grup taraftar, ''Sevgi Yolu'' diye bilinen Cumhuriyet Caddesi, Adnan Menderes ve Atatürk bulvarlarında yürüyüş yaptı. Bazı taraftarlar da araçlarıyla konvoy oluşturarak, şehirde tur attı. Polis ekipleri kent merkezindeki işlek meydan ve caddelerde önlem aldı.

Bu arada, Tavşanlı ilçesinde araçlarıyla konvoy düzenleyen Galatasaraylı taraftarlar, Cumhuriyet Meydanı'nda Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonsporlu taraftarlarca alkışlandı. Sarı-kırmızılı takımın taraftarları da bu centilmenliğe alkışla karşılık verdi.

KOCAELİ

Kocaeli'de, Galatasaray'ın şampiyonluğu coşkuyla kutladı. Karşılaşmanın ardından çok sayıda sarı-kırmızılı taraftar, İzmit Sabri Yalım, Merkez Bankası Kocaeli Şubesi ve Cumhuriyet ile Hürriyet caddelerinin birleştiği yürüyüş yoluna adeta akın etti. Tezahürat yaparak, İzmit Sabri Yalım Parkı'nda bir araya gelen taraftar grubu, buradan Anıtpark'a yürüdü. Bir süre sevinç gösterisinde bulunan taraftarlar, daha sonra dağıldı. Bu arada, Merkez Bankası Kocaeli Şubesi önünde ve Cumhuriyet Parkında Galatasaraylı ve Kocaelisporlu taraftarlar arasında zaman zaman kısa süreli gerginlikler yaşandı.

BURSA

Galatasaray'ın şampiyonluğu Bursa'da da coşkuyla kutlandı. Spor Toto Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan karşılaşmayı kentteki çeşitli mekanlarda izleyen Galatasaraylı taraftarlar, müsabakanın bitimiyle büyük sevinç yaşadı. Karşılaşmanın ardından Kent Meydanı'nda toplanan taraftarlar, takımları lehine slogan attı. Bu arada, Bursaspor taraftarı oldukları bildirilen yaklaşık 300 kişilik grup ile Galatasaraylılar arasında gerginlik yaşandı. Bölgeye gelen polis ekipleri, Bursaspor taraftarlarını kısa sürede olay yerinden uzaklaştırdı.


Habertürk

19 Nisan 2012 Perşembe

Bu şaka Türkiye'de kavga çıkarır.









Bu şaka Türkiye'de yapılsa sizce sonuç ne olur?





.

14 Nisan 2012 Cumartesi

Türkiye'yi heyecanlandıracak haber


Bakan, "Bu küçük gibi ama bizim için oldukça önemli" ifadelerini kullandı. ...


Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,Adıyaman'da kalitesi yüksek petrol bulunduğunu açıkladı.
Yıldız, "Yeni bulanan sahada günlük 500 varillik üretim yapılacak. Bu küçük gibi ama bizim için oldukça önemli" ifadelerini kullandı.
ŞİŞEYİ KOKLAYIP "PETROL BİZİM İÇİN ESANS GİBİDİR" DEDİ
Adıyaman'da Altıntop sahasında petrol bulunduğunu duyuran Yıldız, çıkan petrolün kalitesinin bir hayli yüksek olduğunu da aktardı. Bu arada Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürü Mehmet Uysal, Altıntop Sahası'nda bulunan petrolün şişe içindeki numunesini Bakan Yıldız'a gösterdi. Şişenin kapağını açıp koklayan Yıldız, "Petrol bizim için esans gibidir." dedi.



Milliyet

12 Nisan 2012 Perşembe

2015 İÇİN GİZLİ PLAN

ABD’deki Ermeni diasporası, Dışişleri Bakanlığı’nın 1915 olaylarının 100. yılı için hummalı bir çalışma başlattığını öne sürdü. İddiaya göre Bakan Davutoğlu ‘ılımlı’ Ermenilerle bir araya geldi, ‘önyargılılar’ Türkiye’ye davet edildi.

 Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 1915 Ermeni olaylarının 100. yılına hazırlanmak için dünyanın dört bir yanında gizli görüşmeler gerçekleştireceğini iddia edildi. Ermeni diasporasının en etkili gazetesi Armenian Weekly’nin  yayın yönetmeni Harut Sassunyan, Davutoğlu’nun önce Türk diplomatlara çabaları artırma talimatı verdiğini, daha sonra da Ermeni cemaatinin “ılımlı” liderleriyle bizzat bir araya geldiğini yazdı. Gazetenin iddiasına göre, bu toplantıların ilki geçen ay Washington’da yapıldı. Los Angeles’ta da Türk ve Ermeni cemaatinden seçilmiş isimlerle “Ermeni-Türk uzlaşmasını” konuşmak için buluştu.  “Önyargılı” olduğu belirlenen isimler ise ülkeyi yakından tanımaları için Türkiye’ye davet edildi.

 İlk toplantı 12 Nisan’da
Ermeni diasporası 2015 yılında soykırım iddialarının ABD’de kabul edilmesi için çalışmalarını artırırken Davutoğlu, özellikle bu ülkede iki ülkenin çabalarını ortaya koyacak toplantılar yapılması talimatı verdi. Bu çerçevede “Ermeni-Türk uzlaşması” grubu ilk kez 12 Nisan’da Washington’da toplanacak. Ev sahibi grup “HasNa” toplantıyı Türk hükümetinin tuttuğu lobi firması Arnold&Porter’ın ofislerinde düzenleyecek. Katılımcılar arasında bazı Ermeniler, Türkler, ABD hükümet yetkilileri, medya çalışanları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler var.

‘Mücadele edemezsiniz’
Türkiye’nin girişimlerini köşe yazısında aktaran Sassunyan, Ermeni cemaatini sert bir dille eleştirdi. Sassunyan toplantılara katılan Ermenileri, “Türklerin davetlerinde yer almayı kabul eden Ermeniler para ya da şöhret peşinde olabilir, ya da iyi niyetli olabilirler fakat saflar. Katılım sebepleri ne olursa olsun, hareketlerinin yol açacağı sonuçlar konusunda düşünceli olmalılar” dedi.
Gazeteci “Türk hükümeti, bu çabaları Ermeniler ve Türkler arasında uzlaşma sürecinde olunduğuna dair yanlış izlenimler yaratmak için kullanabilirler. Sadece Ermeni yetkililer ve diplomatik yetisi olan güvenilir liderler uyanık ve yetenekli Türk diplomatlar ile müzakere etmeliler. Yoksa, Türk yetkililer daha az isteyen ve daha uyumlularla akıllıca bir uzlaşma sağlayabilirler” dedi.

Milliyet

Gelecek senenin sürprizi Galatasaray !


Bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynayarak tüm otoriteleri şaşırtan Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisi APOEL takımının yakaladığı başarının benzerinin gelecek sene Galatasaray tarafından gerçekleştirilebileceği ifade edildi.

 ABD'nin Bleacher Report spor portalında yer alan 'Gelecek senenin APOEL'i olabilecek 7 takım' başlıklı haberde 2011-12 sezonunda iyi bir kadro kuran ve Türkiye'de normal sezonu 1. sırada bitiren sarı kırmızılılar 4. sırada yer aldı. 2000 yılında UEFA kupasını kazandığı belirtilen Galatasaray'ın 2006-07 sezonundan bu yana Şampiyonlar Ligi'nden uzak kaldığına dikkat çekilen haberde, Elmander, Melo ve Selçuk gibi isimlerle Cim Bom'un şimdiden gelecek sene devler ligindeki sürpriz adaylarından olduğu vurgulandı. Listede sarı kırmızılıların dışında Basel, Olympiakos, Celtic, Montpellier, Monchengladbach ve Anderlecht takımlarının ismi yer aldı.

 

 

 

Milliyet

Fidan benim sır küpüm

Fanilerle değil ilkelerle yürünür.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Çin gezisinin son gününde iç politikaya döndü. Erdoğan, 2014’te kendisi dahil AK Partili bakan ve vekillerin yeniden adaylığını engelleyen düzenleme için, “Koltuğa oturanlar, kalkmak bilmiyor. Türkiye fanilerle değil, ilkelerle yürümeyi öğrenmeli. Tayyip Erdoğan fanidir, öldü ne olacak? Öldüğü zaman ne yapılacaksa vatandaşım onu yapsın” dedi. Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan için de, “Sır küpüm, devletin sır küpü” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın sözleri şöyle:

  Ak Parti’de 3 dönemden sonra yeniden seçilememe düzenlemesinin istikrarı bozacağı endişesi var. Değerlendirmeniz ne?

Değerli basın mensubu arkadaşlarımız yıllar yılı şunu yazdılar. Bu koltuğa oturan bir daha kalkmayı bilmez. Biz partiyi kurarken bunu enine boyuna konuştuk. Eskisi gibi mi olacağız. Partide hücre yenilemesi yapacak mıyız? Kaldı ki bırakıp gitmiyoruz. Bir dönem dinleniyorsunuz. Formumuzu muhafaza ediyoruz. Partimizde de hücre değişimini yapmak için bu dönemde 160 arkadaşımızı aday yapmadık. Bize kan kaybettirmedi. Gücümüzü çok daha artırarak devam ettik. Artık Türkiye fanilerle yürümeyi değil, ilkelerle yürümeyi bilmeli. Tayyip Erdoğan fani, öldü, ne olacak, öldüyse vatandaşım ne yapacaksa şimdi onu yapsın. Olayı faniler üzerine bina etmeye çalışırsak hareket hiçbir zaman beklediğimiz gücü kazanamaz. Süremiz dolduğunda partimiz bize hangi misyonu biçtiyse öyle çalışacağız. Anadolu’yu gezer hallaç pamuğu gibi atarız. Konferanslara, seminerlere katılırız. Ak Parti en ideal kurumsallaşmasını yapan partidir. Kadın kolları, gençlik kolları... Her ay 2-3 araştırma yapan bir parti var mı? Nerede eksik, aksaklık var diye bakıyoruz. Gidermeye çalışıyoruz.
Kürt seçmenin oylarını alıyoruz
-  BDP’nin son söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bütün etnik yapıları kuşatan bir partiyiz. 60 civarında Kürt kökenli milletvekili arkadaş var. Kabinemde 5 bakan arkadaşım Kürt. Süs eşyası diye taşımıyorum. Bekir Bey (Bekir Bozdağ) Kürt’tür. Binali Bey (Binali Yıldırım) bile bilmiyor. Böyle bir derdim yok. Derdimiz olmadığı için rahatız. Birbirimize karşı olan sevgimiz aynı. Onların yaklaşımı, BDP için, Kürt partisi yönünde. Biz onların o söyleminin yanlış olduğunu söylüyoruz. Oylarını almak için yapıyorlar. Halbuki biz birinci derecede Kürt seçmenin oylarını alıyoruz. Türkiye’nin partisiyiz. Ben Rizeliyim, bana Laz diyorlar. Halbuki alakam yok. Nusret Bey (Bayraktar) Laz, ama kimse onun öyle olduğunu bilmez. Kucaklayan parti olmamız ve bu yönde çalışma yapmamız bizi yüzde 50’ye taşıdı. Yeni anayasada da biz gelin bunu bir yere yerleştirelim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı herkesi kucaklasın. Burada rahatsız edici bir şey yok, öbürü rahatsız edici. Burada ezber bozan bir mantık var, artık çözelim istiyoruz.
Bütün planlarımız yetişecek şekilde
-  Cumhurbaşkanlığı eğitim yasasını onayladı. 17 milyon öğrencinin ailesi uygulamanın önümüzdeki döneme yetişip yetişmediğini merak ediyor. Yetişir mi?
Hiç endişeniz olmasın bütün planlarımız yetişecek şekilde yapılıyor. Hiçbir sıkıntıya mahal bırakmadan ufak tefek bazı hususlar dışında tereyağından kıl çeker gibi yoluna girecek.
-  Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı konusunda 7 yıllık görev süresini iptal ederse ne olur?
Yorumu Anayasa Mahkemesi kendi içinde yapacaktır. Yorum yapmadan bizim konuşmamız doğru olmaz.
-  Çin’le ekonomik ilişkilerde bir ilerleme var mı?
Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinden yanalar. Boğaz köprüsü, demiryolu ağı, nükleer enerji alanlarında işbirliğine girmek istediklerini ifade ettiler. Temenni ederiz ki Çin sermayesinin Türkiye’ye gelmesini sağlamış oluruz.
Sır küpüm/_np/9233/16339233.jpg
-  MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili ifade kararı için soruşturma yaptırdığınız doğru mu?
MİT olayındaki gelişmelerde sessiz kalmak mümkün değil. Niye. Benim malum nekahat dönemime rastlayan süreçti. Benim sır küpüm. Türkiye Cumhuriyeti devletinin sır küpü. Türkiye’nin geleceğinin sır küpü. Uluslararası alanda bu görevi yapanlar ajan olarak nitelendirilir. Operasyon yapacakları zaman görevlendirmeyle devlet adına giderler. ABD, Rusya, Çin, Batı ülkelerinin hepsinde var. İmralı’ya da gönderen benim, Oslo’ya da gönderen benim. Niye, ortada bir problem var. Terör mücadelesinde başarılı olmamız lazım. Bunun için bazı bilgi alışverişlerine sahip olmamız lazım. Gazetelerde çıkanın hiçbirisi Müsteşarım tarafından verilmiş söz değil, hepsi yalandır. Yazılı değildir. Konuşmalar görüşmeler olmuştur, asla verilmiş sözler değildir. Bunu söyleyenler siyasi menfaat elde eder miyiz, acaba ne devşirebiliriz gayreti içine girmişlerdir. Gayretlerinden çok çok memnunum. Gerek öncesi, gerek sonrasında ve şimdi, ülkeme çok şeyler kazandırdı. Müsteşar yardımcılığı ve TİKA’nın başında olduğu zaman da iyiydi. İyi yetişmiş bir bürokrattır. İnsan kıyma makinesi değiliz. Bu insan takdir edilmesi gerekirken, bunu yemeye çalışan bazı mahfiller olmuştur. Ana muhalefet partisi başta olmak üzere... Yargı, görevi olmayan bir alana girdi. Bu konuda hakkı olmayan konumda kendini hissedince kusura bakmasın bizi karşısında görür. Yargı, kendini yasamanın üzerinde göremez. 250 meselesinden Müsteşar’ı yargılama süreci içine sokmaya çalıştı. Bu konuda ilk kez konuşuyorum.
Sınır ihlalinde gereken yapılır
-  BM Güvenlik Konseyi’nin son kararı size ulaştı mı?
Artık Beşar’ın verdiği sözü yerine getirmediğini, muhalif kanadın Kofi Annan’a verdikleri sözleri devam ettirdiklerini görüyoruz. BM’nin konuya eğilmesi istikametinde bir karar çıkıyor. Biz bunu daha sıkı bir şekilde takip etmek suretiyle çalışmalarımızı yürüteceğiz. Tarafımıza gelen yaralılardan ölenlerin sayısı 4’e çıktı. Suriye tarafındaki ölü rakamı 10 bine yaklaştı. Durumlar içler acısı. Kentlerin harap edilmesi, insanların acımasızca öldürülmesi, annelerin gözlerinin önünde... Bunları anlattım Çin
tarafına. Durumu tasvip etmediklerini söylediler. Kendilerinin BM’de 8 veto kararı olduğunu, 2 tanesinin Suriye ile ilgili olduğunu hatırlattım. Bundan sonra da böyle bir yaklaşımın kolay kolay olmayacağını söyledim, ‘Hayır’ demediler. Döner dönmez Rusya ile münasebetleri daha da sıklaştıracağız. Perşembe akşamı Suudi Arabistan’a günübirlik bir seyahat yapacağız. Ondan sonra nasip olursa kampları ziyaret edeceğim. Kampları yerinde görmeyi arzuluyorum. Yerinde görmek istiyorum.
Zulme rıza zulümdür
-  Suriye konusunda Türkiye’nin yaklaşımı ve pozisyonu, BM’ye bir karar aldırmak mı?
Bu başından beri kovaladığımız bir konu. Bu daha acil bir hale geldi. Şimdiye kadar gelen sığınmacı sayısı 2’ye katlandı. Adeta patlama noktasına geldi. Görüntüler var. Bu insanlar kaçarken vuruluyor. Öleni var yaralananı var. Annelerin feryatları var. Evleri nasıl tarumar ettiklerini, evlatlarının nasıl boğazlarının kesilerek öldürüldüğünü anlattılar Kofi Annan’a. Birleşmiş Milletler bunu takip etmeyecek de neyi takip edecek. Biz takip edeceğiz. Türkiye’nin hassasiyeti bellidir. En üst seviyede ortaya koymamız ve BM nezdinde takip etmemiz gerekir. Zulme rıza zulümdür, buna evet diyemezsiniz. Halkını terörist olarak görüyorlar. Bu yaklaşımları Beşar’ın yaklaşımıyla, ağzıyla konuştuklarını söyledim. Lütfen onların ağzıyla konuşmayın. Ufacık bir çocuk, bebe, terörist olur mu? Bu sizin dini değerlerinizle çatışır. Bizim değerlerimizde savunmasız bir insana saldıramazsınız, vuramazsınız. Buna nasıl terörist dersiniz. Bunlar halk. Halkın olduğu sokakta tankın ne işi var. Türkiye’nin Batı’nın uşağı olduğu yönündeki gibi çok çirkin bir şey olmuştu. Esad, olayı çok farklı bir zemine kaydırmak istiyor. Bunu (İranlı) dini lidere de söyledim. ‘Bu savaş Arap milliyetçileriyle İslamcılar arasındaki savaştır.’ Bakın Beşar böyle diyor. Bu tabloya bir değerlendirme yapmadılar. Esad olayı farklı bir yere çekerek güya Arap ligini dağıtmaya çalışacak.
5’inci madde görevi
-  1998’de Kara Kuvvetleri Komutanı Suriye’yi uyardı. Siz de aynı şekilde bir çıkış mı yaptınız?
Bu 98 olayından çok farklı, o zaman böyle bir şey olmamıştı. Olmadan Atilla Paşa’nın öyle bir çıkışı olmuştu. Şimdi sınır ihlali olmuştur. Dün de sınırımızı aşan silahlı saldırılar oldu. Uluslararası hukuk açısından adeta işaret fişeğidir bu. Yapanın yanında kâr kalamaz. Herhangi bir ülkenin şöyle böyle yaklaşımı bizi enterese etmez. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine has bir tavrı vardır. Tarihte bu vardır. Türkiye en az benzerlerinde ne yapıldıysa onu yapmak durumundadır. Suriye’den gelen kardeşlerimize kapıyı asla kapatmayacağız. Suriye vurmaya devam ederse neticelerine katlanmak durumundadır. BM toplanıp kararını almalı. İstanbul’da bir araya gelen kurum ve kuruluşlar baskı yapıp kararı aldırmak zorundadır.
-  En kötüsü ‘haklısınız’ deyip bir şey yapmamaları. İş bu noktaya geldiğinde Türkiye’nin opsiyonları nelerdir?
Opsiyonlar çok. Sınır ihlallerine karşı uluslararası hukuktan doğan hakları olan bir ülke var. Sınırın ihlali sebebiyle alacağı tavır karşısında yapacakları şey ortadadır. Bunların hepsi tartışılacak meseleler. BM bunu da açıkladı. Sınır ihlali var dedi. Bunların hepsi masaya yatırılacak konular. Bunların hepsi son görüşmelerimizi yapıp adım atılacak konulardır. Ayrıca NATO’nun Türkiye’nin sınırlarıyla ilgili görevleri var. 5’inci maddeye göre.
-  Esad sonrası için Suriye’de durum ne olur. Baas rejimi devam eder diyorlar?
Baas rejimi şu anki mevcut yönetimle ayakta duruyor. Irak’ta Saddam’la birlikte çöktü, sadece kalıntıları var. Suriye’de de durumun aynı olduğu kanaatindeyim. Oradaki mezhep yapısı Irak’a göre çok daha farklı. Çok partili demokratik bir hayata hızla gireceğini bekliyorum.





Hürriyet

11 Nisan 2012 Çarşamba

Fenerbaçe yarı finalde!

Fenerbahçe:7

Cristian 48’ Semih Şentürk 121’ Reto Ziegler 121’ Serdar Kesimal 121’ Moussa Sow 121’ Moussa Sow 90’

Kayserispor:6

Emir Kujovic 47’ Nordin Amrabat 43’ Cristian Riveros 121’ James Troisi 121’ Emir Kujovic 121’ Peter Pekarik 121’ Hasan Ali Kaldirim 121’

10 Nisan 2012 Salı

Konteyner kentlere ateş açıldı

Kilis'te Öncüpınar Sınır Kapısı'nda muhaliflerle Suriye ordusu arasında yaşanan silahlı çatışma sesleri yükselmeye başladı.


Çatışmalar sebebiyle Suriye'den Türkiye'ye gelenler için kurulan konteyner kentte tedirginlik yaşanıyor. Akşam saatlerinde başlayan çatışmaların Beşşar Esed güçleri ile muhalifler arasında olduğu tahmin ediliyor.
Konteyner kentteki Suriyeliler, Suriye tarafından tekrar silah sesleri gelmesi sonucu tekrar sınıra doğru akın olacağını ve karşı tarafta yaralıların bulunduğunu belirttiler.
Konteyner kentteki binlerce Suriyeli, zaman zaman konteyner kente isabet eden kurşunlardan korktuklarını söyledi.
Bölgeye sevk edilen çok sayıda güvenlik gücü, sınır kapısına giden yolda barikatlar oluşturdu. Kilis Valisi Yusuf Odabaş da konteyner kente geçti.
Bu arada, güvenlik güçleri, konteyner kentte kalan Suriyelilere dışarıya ve yüksek yerlere çıkmamaları yönünde hoparlörle uyarıda bulundu.
Kilis Valisi Yusuf Odabaş'ında konteyner kentte geçtiği öğrenildi.
Dün sınarda yaşanan olaylarından ardından güvenlik nedeniyle geçici süreyle kapatılan ve bugün öğleden sonra yeniden açılan Öncüpınar Gümrük Kapısı'nın çok sakin olduğu bildirildi.

Halep'in Azez ilçesi ile Esseleme Sınır Kapısı arasında dün Suriye güvenlik güçleri ile muhalifler arasında çıkan çatışmada yaralanan 21 kişi, sınırı geçerek geldikleri Kilis'te hastaneye kaldırılmıştı. Suriye güvenlik güçlerinin muhaliflere ateş açması sonucu Kilis konteyner kentte görev yapan Türk polis memuru Ali Kaplan ve mütercim Sevgi Topal hafif yaralanmıştı. AA

9 Nisan 2012 Pazartesi

Türkiye’ye gelmek istiyor


Victoria’s Secret’ın meleklerinden Rosie Huntington-Whiteley, bu yaz Türkiye’ye gelmek istediğini söyledi.

 Sevgilisi ünlü oyuncu Jason Statham’a Ege kıyılarını ve Bodrum’u gezdirmek istediğini belirten Rosie Huntington-Whiteley, “Türkiye kelimenin tam anlamıyla bir cennet” dedi.








.

8 Nisan 2012 Pazar

Türk öğrencilerinin müthiş zaferi!

Türk öğrenciler, Uluslararası INEPO Eurasia Çevre Proje Olimpiyatı'nda 42 ülkeden gelen yarışmacıları eleyerek dünya birincisi oldu

 Azerbaycan'da düzenlenen ''Uluslararası INEPO Eurasia Çevre Proje Olimpiyatı''nda, 'petrol toplama bariyer sistemi' ile katılan Türk öğrenciler, 42 ülkeden gelen yarışmacıları eleyerek dünya birincisi oldu.

Uluslararası INEPO Eurosia Çevre Proje Olimpiyatı'na, 4'ü Türkiye'den olmak üzere 100'ün üzerinde okul katıldı. 42 ülkeden 400'ün üzerinde projenin yarıştığı çevre olimpiyatlarında ''Petrol Toplayan Bariyer'' çalışmasıyla dünya birinciliği elde eden Özel Mürüvvet Evyap Koleji öğrencileri Uluç Akyüz ve Fatih Ege Özay'ı, Atatürk Havalimanı'nda öğretmenleri, arkadaşları ve aileleri karşıladı.

Yarışmada birinciliğe imza atan öğrencilerden Uluç Ayyüz, Meksika Körfezi'nde bir petrol işletmesinde meydana gelen kazadan sonra böyle bir proje geliştirmeye karar verdiklerini söyledi. Okullarının İstanbul Boğazı'nın kıyısında olduğunu ve çok sayıda petrol tankerini geçiş yaparken gördüklerini belirten Akyüz, İstanbul'da da her an böyle bir kazanın olabileceğini düşündüklerini ifade etti. Akyüz, Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmenin ve Türk bayrağını dalgalandırmanın kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekledi.

Fatih Ege Özay da, 42 ülkeden 400'ün üzerinde projenin yarıştığı olimpiyatlarda dünya birinciliğini elde ederek Türkiye'ye altın madalya kazandırmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Projenin deniz yüzeyine dağılan petrolü hem çevreleme, hem de toplama özelliğini taşıdığını anlatan Özay, bu iki görevi yapan bir bariyerin şu anda bulunmadığını söyledi. Özay, Azerbaycan petrol, çevre ve enerji bakanlarının kendilerini kabul ettiğini ve projelerine yakın ilgi gösterdiklerini belirtti.





Habertürk

Türkiye’nin beyaz altını pomza

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Pomza Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lütfullah Gündüz, ”Dünya pomza rezervinin yüzde 45’ine sahip Türkiye, pomzayı farklı endüstriyel alanlarda değerlendirmesi halinde elde edilecek gelirle cari açığı dahi kapatabilir” dedi.

Prof. Dr. Gündüz, gazetecilere yaptığı açıklamada, diş macunundan tarıma, savunma sanayinden inşaat sektörüne kadar birçok sektörün hammaddesi olan pomza taşı dünya rezervlerinin yüzde 45’inin Türkiye’de bulunduğunu söyledi.

Pomzanın yaygın alan olarak yapı sektöründe kullanıldığını ifade eden Gündüz, ”Özellikle binaların yapımında değerlendirilen ve blok elemanı olarak bilinen tuğla yapımı, briket tarzı malzemelerin yapılmasında ağırlıklı olarak pomzanın değerlendirildiğini görmekteyiz” diye konuştu.

 Pomzanın 250’nin üzerinde ayrı sektörde değerlendirildiğini ifade eden Gündüz, pomzanın en hassas kullanım yerlerinin başında savunma sanayinin geldiğini kaydetti.

Kimya sektöründe çok geniş bir alanda pomza kullanıldığını da belirten Gündüz, ”Bugün kullandığımız diş macunlarının büyük bir çoğunluğunda pomza taşı beyazlatıcı hammadde olarak yer alıyor” şeklinde konuştu.

Avrupa’da belediyelerin bir kısmının içme sularının arıtılmasında pomzayı ana filitrasyon malzemesi olarak değerlendirdiğini de vurgulayan Gündüz, ziraat sektöründe topraksız tarımın çok önemli olduğu koşullarda seracılıkta, çölleşmiş bölgelerde toprak yerine pomza kullanıldığına dikkati çekti.

Gündüz, Türkiye’nin en büyük sıkıntılarının başında cari açığın geldiğini de belirterek, ”Dünya pomza rezervinin yüzde 45’ine sahip Türkiye, pomzayı farklı endüstriyel alanlarda değerlendirmesi halinde elde edilecek gelirle cari açığı dahi kapatabilir. Pomza, endüstride farklı alanlarda değerlendirildiği takdirde çok önemli bir katma değer sağlayacak ve tek başına cari açığın kapatmasını sağlayacaktır”diye konuştu.



Milliyet

Tümer Metin:"Yurtdışında bir hiç olduğumu fark etim"

Üç buçuk yıl önce transfer olduğu Yunanistan'da yaşadığı her şeyi kaleme alıyor Tümer Metin... Olaylı transferleri de, çocukluğunu geçirdiği Zonguldak günleri de, "Kendime yatırım yaptım," dediği Yunanistan günleri de bu kitapta yer alacak. Metin, ocak ayında futbol hayatına nokta koyup Türkiye'ye döndü ama hakkında yazılıp çizilenler hız kesmedi. "Az kaldı, her şeyin cevabını kitabımda bulacaksınız," diyor. Duruşuyla, birikimiyle, hayata bakışıyla farklı bir futbolcu portresi çizdiği kesin. Tümer Metin yurtdışında neden bir 'hiç' gibi hissettiğini ise bu röportajda anlattı

 


- Kaç yıllık bir futbol hayatı sizinki?
- 19 yılın sonunda bıraktım futbol hayatını...
- Zonguldakspor, Samsunspor, Beşiktaş, Fenerbahçe, sonra da Yunanistan günleri... Şimdi hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
- Özellikle kariyerimin son döneminde çok vaktim var diye seviniyordum. 'İki sene hiçbir şey yapmayacağım, güneş neredeyse orada tatil yapacağım ve asla futbol izlemeyeceğim, futbolla uzaktan yakından alakam olmayacak,' diyordum. Ama bıraktıktan iki ay sonra kendimi yine futbolun içinde buldum!
- Ekranda yorumcu olmayı hiç hayal etmiyor muydunuz yani?
- En azından yakın vadede etmiyordum. Çok spontan gelişti ama pişman değilim. Acemilik dönemi bitince de keyif almaya başladım.
- Başarılı ve sevilen bir futbolcu olunca, yorumcu olmak kaçınılmaz mı oluyor?
- İki seçeneğimiz var: Ya hoca olacağız ya da yorumcu...
- Hoca olmayı hiç düşünmediniz mi?
- İyi oyuncuların, hoca oldukları dönemde yaşadıkları hayal kırıklıklarını hem kariyerim gösterdi bana hem de hayat... Hocalığın çok da kolay olduğunu düşünmüyorum. En basit örnekle; 10 sene önce sürtüştüğüm ya da fikir ayrılığına düştüğüm hocalara verdiğim tepkiyi sorguluyorum şimdi. Belki yaş, belki tecrübe ama bakış açım değişti diyebilirim.
"YUNANİSTAN'DA KENDİME BİR KAHVE BİLE SÖYLEYEMEDİM"
- Neden bir kitap yazma ihtiyacı duydunuz peki?
- Yurtdışında yaşadığım sürede bir hiç olduğumu fark ettim çünkü...
- Ne demek o?
- Beşiktaş'ı, Fenerbahçe'si, Milli Takım'ı, Avrupa şampiyonası, bu kadar üst seviyede futbol oynuyorsun, şöhretin, paran pulun her şeyin var, bütün kapılar sonuna kadar açılıyor... Sonra bir gün Yunanistan'a gidiyorsun, menajerin anlaşmayı yapıyor, seni otel odanda bırakıp gidiyor. Sen resepsiyonu arayıp yemek ya da kahve siparişi bile veremiyorsun. Neden? İngilizce bilmediğin için! O an düşündüm kendi kendime, 'Kimsin sen?' dedim!
- Ve o an bunları yazmaya karar verdiniz...
- Bu durum tetikledi ama asıl önemlisi ben bütün şizofrenilerimden, paranoyalarımdan, her şeyden kurtuldum orada.
- Nasıl yani?
- Çok ses getiren Fenerbahçe transferinden iki sene sonra Yunanistan'a gittim. O süreç sosyal hayatımı çok etkilemişti. Her ne kadar dik durmayı becerebilen bir adam olsam da, çok etkilendim. Sanki bir arı kovanıyım ve herkes çomak sokuyor. Bir susuyorsun, iki susuyorsun, üçüncüde yutkunuyorsun, tolere ediyorsun ama bir yerde patlıyorsun.
"10 YIL İSTANBUL'DA TOP OYNAYIP İSTİKLAL'DE YÜRÜMÜŞLÜĞÜM YOKTU"
- Yurtdışında daha rahatsınız yani?
- Ben Türkiye'de elektrik, su faturamı hiç yatırmadım çünkü benim için bunları yapacak birileri vardı hep. Ama Yunanistan'da kuyruğa bile girip yatırdım. Ukalalık değil bu, imkanlarımı kullandım sadece... Şimdi Alex de Souza evinin elektrik faturasını ödüyor mudur? Mutlaka onun yerine bunu yapan birileri vardır, Türkiye'de sistem böyle. Orada böyle şeyler yok, bu imkanı birine sağlasanız da yapmıyor. Sonra... Bisikletle geziyordum sokakta, halkın içine karışıyordum. Ben Yunanistan'dan geldikten sonra İstiklal Caddesi'nde yürüyebildim. 10 sene İstanbul'da oynayıp İstiklal Caddesi'nde yürümüşlüğüm yoktu!
- Unutmuşlar mı sizi?
- Unutmamışlar, tabii ki olumlu ya da olumsuz tepkiler aldım ama mesele şu; benim sindirebilme kapasitem yükselmiş. Keyfini çıkara çıkara yürüdüm.
- Türkiye'de kapana kısıldığınızı, sizlere haksızlık edildiğini mi düşünüyorsunuz?
- Evet, yazmaya karar verme noktam budur. Fenerbahçe transferinden sonra çok uç şeyler oldu. Ben hiç konuşmadım, hiç röportaj da vermedim. Çünkü konuşmak bana zarar verirdi o dönemde. Tabii ki transferin perde arkasını yazdığım bir kitap değil bu, çocukluğumdan itibaren yaşamımı anlattım ama o transfer zamanında yaşadıklarım da var.
- İlk kez kitapta mı açıklayacaksınız bunu?
- İlk kez bu kadar net kitapta açıklanacak. Dolayısıyla bir anlamda kendimi ifade çabam olacak bu kitap. Beni takip edenlere, örnek alanlara ya da 'Acaba bu adam kimdir?' diyerek, gerçekte nasıl biri olduğumu merak edenlere en ufak bir fikir verebilirsem, bu bana mutluluk verir. Biraz da egomu tatmin etmek için yazıyorum tabii, o kadar olacak (gülüyor).

"ASKERLİK SORUNU OLMASA GİTMEZDİM"
- Askerlik sorunu yüzünden Yunanistan'a gittiğiniz konuşuldu hep. Askerlik sorununuz olmasa, gider miydiniz?
- Gitmezdim, muhtemelen Fenerbahçe'de futbolu bırakırdım. Bakın şöyle bir durum vardı... Dönemin mevcut yasası, askerlik devam ederken futbolcunun hem antrenmana katılmasını hem de hafta sonu maçta oynamasını öngörüyordu. Ben Samsun'da oynarken; eski paşa olan bir kulüp müdürümüz, imkanlarını kullanarak bazı oyunculara Samsun'da askerlik yaptırdı. Bana da yalvardı ama yeni evlenmiştim, gitmedim. O dönem bazı asker futbolcular üzücü olaylar yaşadı ve Genelkurmay şöyle bir yasa çıkardı: Futbolcu, 33 yaşına kadar normal aktif hayatını devam ettirsin, askerlikle işi olmasın, 33'ten sonra normal askerliğini yapsın. O zaman 22-23 yaşında falandım ve 'Ben zaten göremem 33'ü, bırakınca da askere giderim,' diyordum. Ama 33 yaşında Avrupa Şampiyonası oynadım, 33 yaşından sonra üç buçuk yıl yurtdışında oynadım.
- Yani sizinki mesleki bir durumdu, 'vicdani retçi' falan değildiniz, öyle mi?
- Hiçbir zaman söylemedim bunu, kitabın yazılma sebebi bunlar zaten. Ben normal hakkımı kullandım, çalışma izniyle aktif futbol hayatımı devam ettirdim.
- Ama bedelli askerlik çıkar çıkmaz da döndünüz!
- Benim günüm dolmuştu zaten, Kerkyra ile son kontratım ocak ayına kadardı. 20 gün sonra da paralı askerlik çıktı.
- Yani kramponları bırakmanın bedelli ile hiç alakası yok mu?
- Yok ama mağduriyet ne olacak? Çok iyi kontratım vardı Fenerbahçe'de, giderken kimse bunları konuşmadı. Ben o kontratları bırakıp gittim yurtdışına.
- İnönü'de 'pembe tezkere' tezahüratı yapıldığında güldünüz mü peki?
- Şu anda güldüğünüze göre, siz güldünüz demek ki... Zor bir gündü o gün. Fenerbahçe formasıyla İnönü'ye ilk kez çıkmıştım ama çıkmadan önce neler olup biteceğini içeriden öğrenmiştim. Bu tezahüratı da, yapılan besteyi de... 'Gitsen ne fark eder, kalsan ne fark eder, aldığın dolarlar elbet bir gün biter, Beşiktaş Çarşı erkeğe küfreder, işte sen bu kadar zavallısın Tümer,' diye bir beste... Ağır mı? Evet, ağır! Yaratıcı mı, son derece yaratıcı (gülüyor)!

SİGARA İÇMEM KAÇ KEZ HABER OLABİLİR!
- Türkiye'deki futbol sistemi, yurtdışındaki sistem... Karşılaştıracak mısınız bu kitapta?
- Mutlaka. Mesela Türkiye'de kime sorsanız 'Tuncay Şanlı kayboldu gitti,' der. Oysa Tuncay acayip mutlu, biliyorum. Arda Turan'ın yüzüne vuruyor mutluluğu, belli. Çünkü yurtdışında futbol hayatı bambaşka. Elbette ki zorlukları da var, uyum sağlamak kolay değil. Ben de çok zorlandım. Mesela ben senelerdir sigara içiyorum, Türkiye'de 1 milyon defa gazeteye, sağa sola çıkmışlığım vardır, sürekli eleştirilmişimdir. Oysa ben hiç saklanmadım ki, her yerde içtim sigaramı. Bunun haber değeri yok ki!
- Futbolcunun/sporcunun sigara içmesi haber değeri taşımaz mı size göre?
- 10 defa yaptıysanız taşımaz! Yurtdışında bana bir kez bile sormadılar bunu, bir kere bile sigaralı görüntümü çekmediler. Burada gece dışarı çıkarsın, 'Futbolcu dışarı çıkar mı?' diye manşet oluyorsun. Ya orada kolundan tutup çıkarıyorlar! Bunlar çok ucuz örnekler belki ama mantalitelerimiz bu kadar farklı. Hemen hemen tek keşkemdir benim; keşke çok erken gitseydim yurtdışına diyorum hep. 20 yaşında Zonguldak'tan Larissa'ya gitseymişim keşke! Şimdi Milan'da, Barselona'da oynamış bir futbolcu olurdum.
- Kitabı tamamen siz mi kaleme alıyorsunuz?
- Evet, ben bizzat yazıyorum her şeyi.
CEM ÖĞRETİR'DEN EKRAN İÇİN DERS ALDIM
- Ekranda futbol yorumculuğu yapmaya kararlı mısınız?
- Dört ay için anlaştım TRT Spor'la. Mayıs sonunda anlaşmam bitiyor ama Avrupa Şampiyonası'nda olmayı da istiyorum, kısa vadede en büyük hedeflerimden biri o.
- Sizin yorumlarınız farklı, objektif ve pozitif bulunuyor. Yorumculuğun negatif eleştiri olmadığını mı düşünüyorsunuz?
- Senelerce negatif yorumlardan mustarip bir adam olarak, futbolcunun özel hayatında nasıl davrandığıyla, ne yaptığıyla, nasıl yaşadığıyla ilgilenmem. Avrupa'da gördüğüm bu çünkü! 30 senemi bu işe vermişim ben, tabiri caizse yalayıp yutmuşum, en dibinden gelmişim, görmediğim senaryo kalmamış, futbolcu nasıl düşünür biliyorum, bunları da maçı izlerken görebiliyorum.
- Eleştirilirken eleştirmek nasıl peki?
- Rahatsız ediyor beni ama söylememiz de gereken şeyler var. Dozunda eleştirdiğimi düşünüyorum. Ses tonu da çok önemli, bağırıp çağırarak değil, uygun ses tonuyla mesajları vermeli. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray'la bir derdim de yok; derdim gördüğümle sadece. Ayrıca, 'Ben bu işi yapacaksam doğrusunu yapmam gerekir,' dedim ve Cem Öğretir'den randevu aldım. İlk programın CD'sini önüne koyup 'Nerede yanlış yapıyorum ve ne yapmalıyım?' diye sordum; yardım etti bana.
- TRT'de program yapanlara devlet memuru diyorlar... Ne diyorsunuz?
- TRT'nin genel yapısı itibariyle böyle söyleniyor ama ben TRT'ye değil, yapımcı kuruluşa bağlıyım. Kontratım Gol Medya'yla.

BİR TEK YEMEK YAPMAYI ÖĞRENEMEDİM!
"Askerlikle ilgili yaşadığım sıkıntı olmasaydı, hayal ettiğim gibi futbolu Fenerbahçe'de ya da Avrupa Şampiyonası sonrası bırakmış olurdum ama Yunanistan, işi başka bir boyuta taşıdı. Orada, aslında bırakmak istediğim boyutun çok da önemsiz olduğunu anladım. Ben orada kendime yatırım yaptım resmen. Yapamadığım tek şey, yemek yapmaktı! Kursa bile gittim ama yapamadım!"

İNÖNÜ'DE MAÇ İZLEMEYİ ÖZLEDİM
- Ne 'Beşiktaşlı Tümer', ne 'Fenerbahçeli Tümer' oldunuz yıllarca. Hâlâ sürüyor mu bu durum?
- Benim Beşiktaşlı olduğumu herkes bilir; Fenerbahçe camiası da bilir.
- Taraftarda nasıl bir hissiyat var?
- Bir kısmı hâlâ kabul etmiyor olabilir ama bu beni ilgilendiren bir durum değil.
- 'İnönü'de maç izlemeyi özledim,' demiştiniz. 'Gidersem, tepki görürüm,' gibi bir korkunuz var mı?
- 2006-2007'de Fenerbahçe'ye gittiğimden bu yana, İnönü'ye sadece iki defa gittim, maç oynamak için. Taraftar olarak Beşiktaş'ı izlemeyi özledim doğrusu... Şimdi futbolu bırakmış bir adam olarak konuşuyorum; izlemeyeyim mi yani çocukluğumda tuttuğum takımı? 'Madem öyle, gitmeyecektin o zaman,' diyebilir misin? İşim bu benim! Sen ne kadar taraftarsan, şu an ben de o kadar taraftarım ve İnönü'de maçımı izleyeceğim. Tepki göstereceklerse, loca alırım, locada izlerim. Locamdan atacak halleri yok ya!

BEŞİKTAŞ'TA NE KADAR SEVİLDİĞİMİ, FENER'E GİTİĞİMDE ANLADIM
- Her erkek çocuğu gibi top peşinde koşarken, o topun hayatınız olacağını biliyor muydunuz?
- Biliyordum tabii, hep futbolcu olmak istedim ben.
- Neden istemiştiniz futbolcu olmayı?
- Futbolcusun ya, daha cazip bir şey olabilir mi? Altı-yedi yaşında bile mahallede beni parmakla gösterirlerdi. Keşke benim o yaşta hissettiklerimi hisseden bir çocuk yakalasam ve onu yetiştirsem...
- Anne-baba, sizin futbolcu olma hayallerinizi destekliyor muydu, 'Önce okul,' mu diyorlardı?
- Ben zeki bir çocuktum, üniversiteye gitme şansım da vardı ama bir tercih yaptım. Kanalize olmak istediğim yer belliydi ve hiçbir zaman da pişmanlık duymadım bu seçimimden.
- Zonguldakspor ve Samsunspor günleri, hayatınızda ne kadar belirleyiciydi?
- Samsun'un çok önemli yeri vardır hayatımda, ilk defa gurbete gittim, yalnız yaşadım orada. Annemle diyaloğum, ona söylerken ağladığı şarkının hikayesi.. Hepsini kitapta anlattım, yakında okuyacaksınız.
- Mahallede top peşinde koştururken, herkes Maradona, Pele falan olmak isterken; siz Sarı Fırtına Metin olurmuşsunuz. Öyle mi?
- Çok yakışıklıydı, çok ünlüydü; posteri vardı odamda
- Sizin Beşiktaş'ta olmanıza sebep de Metin miydi?
- Kesin! Ben Samsun'da oynarken Erdoğan Arıca'nın yardımcısı olarak geldi Metin Tekin. İlk antrenmanımızı anlatamam... Yanımda koşuyor, ben tir tir titriyorum, inanılmaz bir duyguydu. Sonra Milli Takım'da, Avrupa şampiyonasında birlikte çalışma şansını yakaladık. Yani hayat bana çok güzel şeyler getirdi, odamdaki o posteri gerçeğe dönüştürdüm ben.
- Samsunspor'dan Beşiktaş'a transferiniz de, Beşiktaş'tan Fenerbahçe'ye transferiniz de hep olaylı oldu. Çok sevildiğiniz için mi bu kadar gürültü koptu, ihanet ettiğinizi mi düşündü taraftarlar?
- Yaptığım her işi sahiplenirim ben. Buna liderlik dersiniz, sahiplenmek dersiniz, aidiyet duygusu dersiniz, ne derseniz deyin. Samsun'da, oradan hiç ayrılmayacakmış gibi yaşadım. Beşiktaş'ta hiç ayrılmayacak gibi hissettim, çünkü çocukken tuttuğunuz takımda futbol oynuyorsunuz, şampiyonluk yaşıyorsunuz, ötesi yok. Ancak hayat karşınıza başka başka şeyler çıkarıyor işte... Bazı şeyler çatırdıyor, kırılıyor, başka noktalara gidiyor.
- Beşiktaş sizin için 'Ne sevebiliyorsun, ne de eski günleri unutabiliyorsun' diyerek 'Tümer Metin gibi sevgili' diye bir laf bile bulmuş. Ne düşünüyorsunuz böyle şeyler karşınıza çıktığında?
- Beşiktaş taraftarının yaratıcılığı inanılmazdır zaten... Ama güzel şeyler kadar kötü şeyler de yaşadık; sosyal hayatım etkilendi, çok kolay değildi...
- Ne oldu da bu kadar sevildiğiniz, aidiyet kurduğunuz takımdan ayrıldınız. Mesele para mıydı?
- Bu kitabın en can alıcı noktalarından biri de budur, neden gittiğimi kitapta bulacaksınız. Şu kadarını söyleyeyim size; ben Beşiktaş'tan Fenerbahçe'ye gittiğimde anladım ne kadar sevildiğimi! Beşiktaş'ta oynarken, içeride bu duyguyu hissetmiyordum. 'Kör öldü, badem gözlü oldu,' derler ya, bu da o hesap!
- Peki bir intikam duygusuyla mı Fener'e gittiniz? Beşiktaş'a gol attığınızda, o topu tekrar korner direğine atmanız, ardından yumruk yapmanız hep intikam olarak yorumlanmıştı...
- O maç ve o gol sevinci bambaşka duygular barındırıyordu. O maçın perde arkası vardır, o maçın üç gün öncesi vardır, o maçın üç gün önce bana yaşattıkları vardır. Üstümde Fenerbahçe forması varken Beşiktaş'a atılmış bir gole 'intikam' diyenler ucuz gazetecilik yapmıştır bana göre. Ayrıca ben de bir insanım, ben de gol sevincimi böyle dışarı vurabilirim. Kimseye sormayacağım nasıl sevineceğimi!

KENDİNİZE YATIRIM YAPIN
- Metin Tekin, Rıdvan, Tanju gibi yıldız isimlerin olduğu bir dönem vardı. Şimdi var mı sizce böyle yıldızlar topluluğu. Belki Arda?
- Çok severim Arda'yı ama Arda yıldızın olmadığı ortamda yıldız oldu! Bence artık futbolcu yetişmiyor eskisi gibi. Bir tavsiyem olsun yeni nesle; kendilerine yatırım yapsınlar. Gayrimenkul, araba, sosyal hayat falan, bunlar da önemli tabii ki ama işini doğru yaptığın zaman bunların hepsi zaten gelir. Bizim ilk yıllarımızda menajerlik sistemi yoktu mesela, transferler başkanla futbolcular arasında geçerdi. Çingene pazarlığı resmen. Zonguldakspor'un hocası Giray Bulak hayatıma yön vermiştir, etkilemiştir beni bu anlamda. Dedi ki bana: 'Oku! Başkanla bu pazarlığı yaparken kendine güvenli durursun, en azından bunun için oku, hakkını ara orada! Hayal edemeyeceğin yerlere geleceksin ama kendine yatırım yapman lazım, görmen lazım, okuman lazım. Hiçbir şey yapma, oku sadece!'

KİTAP OKUMAK LÜKS DEĞİLKİ
- Kamplarda herkes eğlenirken, dışarı çıkarken siz kitap okurmuşsunuz. Doğruysa ne kadar güzel ama şehir efsanesi mi bu, değil mi?
- Herkesin okuması gerektiği kadar okuyorum işte, bir lüks değil bu.
- 2006'da bir röportajda 'Sevdiğim yazar Hamdi Koç,' demişsiniz. Şimdi kim?
- Hamdi Koç'u hâlâ takip ederim. Elif Şafak ve Ayşe Kulin'i çok beğenirim. En son, Ahmet Şık'ın Dokunan Yanar kitabını bitirdim. Yılmaz Erdoğan, Berfinim'i yazdığında sormuştum ona; 'Üstat nasıl çıkıyor bunlar?' diye. Dedi ki: 'Okuyorsun okuyorsun, okuyorsun, doluyor. Sonra taşıyor. Alacak yer kalmıyor, sonra çıkıyor bir şekilde.' Keşke vaktim olsa da Yılmaz kadar okuyabilsem. Şuna inanırım; bilgiyi ne kadar aldığın değil, aldığını ne kadar satabildiğin de önemlidir.
- Geriye dönüp baktığınızda üniversite okumadığınız için pişman mısınız?
- Salağın önde gideniymişim diyorum. Ama zordu maçlar ve antrenmanlarla birlikte okumak.
- Politikaya merakınız var mı?
- Hiç yok.
- Twitter'da var mısınız?
- Varım ama kendi ismimi kullanmıyorum. Gündemi takip etmek için girdim.





Şirin Sever / Sabah